Sahin_Paksoy

AJIA HOTEL SANATA ŞAHİN PAKSOY ile MERHABA DEDİ

Geçtiğimiz ay sanat dünyasına yeni bir galeri daha katıldı. Boğazın kıyısında Ajia Hotel’in içinde yer alan galeride açılan ilk sergi ise Çağdaş Türk Resim Sanatının özgün isimlerinden Şahin Paksoy’a aitti. AJİA Hotel Kültür ve Sanat projeleri kapsamındaki Şahin Paksoy sergisine gittiğimde sergiden ve boğazın kıyısındaki bu muhteşem atmosferden çok etkilendim.

Binlerce yıllık Anadolu medeniyetlerinin kültür öğelerini kaynak alan ancak onları resimlerinde motifsel olarak kullanmayan, günümüz yenilikçi figüratif anlayışıyla yeniden üreten Şahin Paksoy, çağdaş pentür resminde nasıl özgün üsluba sahip olunur sorusunun cevabını ortaya koyuyor.

Bu sergide de Paksoy, öykücü yaklaşımıyla oluşturduğu resimleri ve resimlerindeki figürlerden yola çıkarak yaptığı küçük boyutlu heykelleriyle izleyiciyi, sokakta her an karşılaştığı insanların günlük yaşamlarındaki gizemli dünyasına kulak vermeye çağırıyor. Sanatçı ile bir araya gelerek gerçekleştirdiğim röportajda resme, tasarıma ve ailesine dair her şeyi konuştuk.

Yasemin Semercioğlu: 1973–1980 yılları arasında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Seramik Bölümü’nde eğitim gördünüz. Bir taraftan heykeller yaparken, diğer taraftan özgün üslubunuzla resim de yapıyorsunuz. Genelde bir yönde ilerler sanatçılar, sizde ise ikisi hatta tasarım da var. Nasıl oluştu bu süreç. Birinden biri ağır bastı mı hayatınızda?

Şahin Paksoy: Çok yönlü olmak beni rahatlatıyor. Yapmakta olduğum işi dinlenmeye bırakıp, bir başka işle uğraşarak daha rahat ediyorum. Yaptığım heykellerle resimlerim birbirinin içinden çıkmış gibi. Heykel üretirken resim yapıyor gibiyim, resim yaparken de sanki bir heykelimi renklendiriyorum. Birçok işe aynı anda başlayıp, aynı anda bitirebiliyorum. Tasarıma gelince, o benim hobim gibi. Kendime uygun bir proje olursa dekorasyon yapmayı da seviyorum. Ablam Gönül Paksoy’la da özellikle mobilyada müşterek tasarımlarımız oluyor. O da çok zevkli ve heyecanlı bir iş.

Y.S.: Sanatı seçerken karar vermenizi tetikleyen, sizi etkileyen bir sanatçı ya da bir olay oldu mu?

Ş.P.: Tabii ki sanatçı olma isteği küçük yaşlarda başladı. İlkokul ve ortaokulda resim derslerinde panoya 20 resim asılıyorsa 17-18 tanesi bana ait olurdu. Çevremdeki herkes de sanatçı olmalısın diye teşvik ediyordu. Bunlar insanı tetikliyor tabii.

Y.S.: Tasarım demişken yıllar önce size Hermes’ten tasarım teklifi gelmiş. Size nasıl ulaştılar ve neler tasarladınız biraz bahseder misiniz?

Ş.P.: Hermes aslında bir Osmanlı yılı yapmak için Türkiye’ye geliyor. Ağırlıklı olarak giysi ve dokuma arıyorlar. Tavsiye üzerine benim Osmanlı tekstil koleksiyonumu görmeye atölyeme geldiler. Orada resim ve heykellerimi görünce, seramik mezunu olduğumu da öğrenince baş tasarımcıları böyle bir teklifte bulundu. Ben de kutsal emanetler içinde bulunan takunya formu, 17., 18. yüzyıl tombaklar ve tasavvuf kültürü objelerinden yola çıkarak tasarımlar yaptım.

Şahin Paksoy, Köpük Banyosu

Şahin Paksoy, Köpük Banyosu

Y.S.: Ailenizde üç kardeşte sanatın içinde, Doğan Paksoy, Gönül Paksoy ve siz. Birbiriniz ile etkileşiminiz nasıldır?

Ş.P.: Bu konuda çok şanslı olduğumu söyleyebilirim. Biz üç kardeş sanatçı olarak devamlı birbirimize destek olduk. Benim farkedemediğim eksiklerimi kardeşlerim fark edip beni uyarabiliyorlar, keza ben de onları uyarabiliyorum. Bu büyük bir avantaj. Ben diyorum ki gruplaşmadan olmaz. Bütün akımlar sanatçıların gruplaşmalarından doğmuştur. Birbirinizi tamamlayarak bir meseleye daha hakim oluyorsunuz. Biz kardeş olmamızın ötesinde küçük bir sanatçı grubu gibi hareket ediyoruz. Muhakkak ortak projelerimiz de oluyor, birbirimizden fikirde alıyoruz. Gönül Paksoy’un sanat kitaplarının sanat danışmanlığını hep ben üstlenirim, sergilerinin mekan düzenlemelerini hep ben yaparım. Kardeşim Doğan Paksoy’la Teşvikiye Sanat Galerisi’ni birlikte kurduk ve uzun yıllar birlikte yürüttük, çok önemli sergiler düzenledik. Türkiye’de Sanat ve Genç Sanat Dergilerinin temellerini birlikte attık.

Y.S.: Koleksiyonunuzu da bilmeyen yok, sanat üretiminizin yanında bu tutku nasıl doğdu ve gelişti?

Ş.P.: Bütün antikacı ve koleksiyonerlerin odaklandığı objeler Avrupa objelerdi. Herkes yarışırcasına bunların peşinden koşarken ben öğrencilik yıllarımdan başlayarak bit pazarlarından kendi insanımızın elinden çıkmış etnografik eserleri toplayıp biriktirerek başladım koleksiyonerliğe. Zaman içinde; hat sanatı, cam altı resimleri, mistik objeler, Osmanlı dokuma sanatı ürünleri, seccadeler, Anadolu kilimleri, tasavvuf kültürü ve Türk kahvesi objeleri gibi binlerce parçadan oluşan koleksiyonlarım oluştu. En başından beri amacım, bu eserlerin kendi topraklarında, ait oldukları yerde kalması oldu. Yine öğrencilik yıllarımda başladığım Arkeolojik eserler koleksiyonu, şu anda ablam Gönül Paksoy’la ikimizin üzerine kayıtlı 7000 eseri kapsıyor. Bu eserleri insanlarla paylaşmak için “Anadoluda Pişen Toprak” adı altında bir müze oluşturmak için tüm imkanlarımızı zorluyoruz.

Yasemin Semercioğlu & Şahin Paksoy

Yasemin Semercioğlu & Şahin Paksoy

Y.S.: Sanata kapılarını açan Ajia Hotel’in bu atmosferinde sergi açmak sizde nasıl bir duygu uyandırıyor?

Ş.P.: Ajia Hotel’in lobisini bir sanat galerisine dönüştürerek, sanat ve kültür projelerine katkıda bulunma kararı beni çok etkiledi. Ayrıca ilk teklifin bana yapılmış olması da gururlandırdı. İstanbul Boğazı ile bütünleşen bir sergi de hem sanatçı, hem sanatseverler için bir ayrıcalık.

Sanata Şahin Paksoy ile merhaba diyen Ajia Hotel’in sanat yolculuğunda başarılar dilerken, sevgili Paksoy’a da bu güzel sohbet için teşekkür ediyor daha nice güzel sergilerde buluşmak üzere diyorum.

Sanatsız kalmayın …

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
  • RSS
  • FriendFeed
  • Pinterest
||||| 0 ! |||||
Röportajlar, Sanat içinde , etiketleriyle tarihinde tarafınadan gönderildi.

Yasemin SEMERCİOĞLU hakkında

Sanat Yazıları Editörü 1975 yılında Bolu’ da doğan Yasemin Semercioğlu 2001 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü’nde Yüksek Lisansını tamamladı. Sanatçının Katıldığı Sergiler: 1997-Belediye Sanat Merkezi “Kişisel Fotoğraf Sergisi” Bolu 1998-Devlet Güzel Sanatlar Galerisi “Karma Resim Sergisi” Bolu 1998-Mehmet Yücetürk Sanat Merkezi “Kişisel Resim Sergisi” Bolu 1999-Akbank Sanat Galerisi “Kişisel Resim Sergisi” Adapazarı 2000-Dünya Sanat Galerisi “Kişisel Resim Sergisi” İstanbul 2000-Nuh’ un Ambarı “Kişisel Resim Sergisi” İstanbul 2000-Akbank Beylerbeyi Sanat Galerisi “Kişisel Fotopentür” İstanbul 2003-Akbank Cinnah Sanat Galerisi “Kişisel Fotopentür” Ankara 2004-Bolu Belediyesi Sanat Eserleri Kolleksiyonu Sergisi Bolu 2005-İ.B.B. Taksim Sanat Galerisi “Kişisel Resim Sergisi” İstanbul 2006-Nazım Hikmet Kültür Merkezi “Kişisel Resim Sergisi” İstanbul

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>