Asım İşler Anısına…

1941 Doğumlu Ressam veöğretimüyesi Asım İşler 1966’da DGSA’nın Resim bölümü’nü bitirdikten sonra Fransa’da incelemelerde bulunmuş,ülkemiz adınaçeşitliödüller almış, Paris Bibliotheque Nationale, Londra Victoria and Albert Museum’da eserleri bulunan değerli bir sanatçımızdır. Bugün 5 Haziran Salı günü sanatçınınölüm yıldönümü.”Architecture Of Life” olarak Çağdaş Türk resim sanatının değerli temsilcisi Ressam ASIM İŞLER (1941-2007)’i, aramızdan ayrılışının 5. yılında sanatçının kızı Şegan iŞLER’den dinleyelim istedik ve kendisi ile bir röportaj yaptık;

Şegan Hanım sanatın merkezi Paris’te bir ressamın kızı olarak dünyaya gelmişsiniz, babanızın bu yıllarından bahseder misiniz?

Babam İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (İDGSA) Resim bölümünden mezun olduktan sonra 1970 yılında Devlet Avrupa konkurunu kazanarak 4,5 yıllığına Paris’e resim ihtisası için gidiyor. Orada Paris Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ve SorbonneÜniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde, Hayter’in Atelye 17’ sinde resim, gravür ve litografi alanlarında uzmanlık eğitimi alıyor. Paris’te pekçok sergi açıyor ve Türkiye’yi temsil ediyor,“Salon des Realites Nouvelle”,“Le Jeune Pentur” salonlarına katılıyor. Abim ve ben orada dünyaya geldik. Babam bu 4.5 yılın sonunda Türkiye’ye gelip Mimar SinanÜniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde göreve başlıyor.

ASIM İŞLER’in sanat hayatı süresince ürettiği resimlerin hangi sanatsal dönemleri içerdiğini ve ne çeşit yapıtlar verdiğini öğrenebilir miyiz?
60’lı ve 70’li yıllardaki eserleri, sosyo politik gerçekliği yansıttığı figüratif resimleri içeriyor, 70’lerin sonlarında resimlerindeki anlayış soyutlamaya geçiyor, 80’lerin ilk yarısından itibaren de soyut dışavurumcu tarzda eserlerüretiyor. Sanata adanmış yaşamı boyuncaürettiği yapıtlarçeşitli boyda tuval eserler, gravürler, litografiler, Afiş resimler (Alman afişleri, Paris afişleri) akrilik, suluboya, pastel ve mürekkep ile yapılmış farklı teknikte veçeşitliliktedir.

1987-92 yılları arasında Asım Bey’in Paris’ teöğretim üyesi olarak bulunduğu, eserler ürettiği ve sergilere katıldığı yıllardan da bahsedebilir misiniz?
Babam 1987-92 yılları arasında Fransız Hükümetinin sağladığı imkânlarla tekrar Paris te eğitim, araştırma veöğretimüyeliği yapmaküzere yaşamını 6 ay Paris, 6 ay Türkiye’de bulunarak sürdürdü. Paris Güzel Sanatlar Yüksekokulu ENSBA, Paris Dekoratif Sanatlar Yüksekokulu ENSAD ve SorbonneÜniversitesi Plastik Sanatlar Fakültesi’ nde dersler verdi. 1993 yılında“33. Salon de Mountrouge” sergisi,“De Bonnard A Bazelitz” sergileri katıldığıönemli sergilerden bazılarıydı. Yine bu dönemde“Paris Afiş resimleri“ adı altında farklı teknikte eserlerüretti, tuval eserlerinin yanı sıra.Çok verimliüretken, sanata adanmış bir yaşamı vardı. 2007 yılında yaşama veda edene kadar, 40 a yakın kişisel 150 kadar da karma sergiye katılmış, Türkiye’yi yurt dışında birçok kez temsil etmiş bir sanatçıdır.

Sanatçı bir babanın kızı olarak siz hangi konuda eğitim aldınız?
Evdeçağdaş sanatla, okulda klasik müzikle iç içe bir ortamda büyüdüm. Kendi eğitimimi MSÜ Devlet Konservatuarında orta-lise, lisans ve yüksek lisans düzeyinde piyano ve müzikoloji bölümlerinde tamamladım. Plastik sanatlar ile klasik müziğin performans ve teorisi her ikisi de bana gerçekten renkli zengin bir bakış açısı, derin bir estetik görüş getirdi diyebilirim. 10 yıldan fazlaöğretim görevlisi olaraküniversitelerde müzik tarihi dersleri verdim. Şu anda halenözel piyano dersleri veriyorum ve www.finanstrend.com da sanat yazıları yazıyorum.

Doğduğunuzdan beri sergilerin, sanat eserlerinin içinde olmak, yapılış süreçlerine tanıklık etmek, yaşamınızı nasıl etkiledi?

1974 yılından 2003 yılına kadar MSÜ Güzel sanatlar Fakültesi (İDGSA) ndeöğretimüyesi olarak görev yapan babamın küçükken Akademideki atölyesine giderçalışmalarını izlerdim, birçok kez resim sanatındaki deneyim ve tecrübeleriniöğrencilerine aktarışına tanıklık ettim. Sanat kariyeri süresince yurtiçi ve yurtdışında birçok sergiye katılır, eserlerin bir kısmı yurt dışına bienallere giderken, bir kısmı kişisel sergilerden geri gelirdi. 80 lerin başlarından itibaren yaptığı soyut eserler ile ilgili o zamanlar kendisine sorular sorduğumu hatırlıyorum. Soyut resimlerini anlamam için“Resmin bilinen bir şeye benzemek zorunda olmadığını, gördüğüm düşündüğüm gibi olduğunu, eserüzerine sorular sorup düşünebileceğimi” söylerdi. Onun gerek 2 metrelik tuval resimler yaparken gerekse gravürçalışırken metal plakaüzerineçelik uçlu kalemler ile eseriçizip resmetmesine ve ardından da baskı sürecine defalarca izleyip tanık oldum. Ardında bıraktığı tuval, gravür v.b… tüm eserleri benim içinçok kıymetli. 

Asım İşler yapıtları hangiönemli kurum ve müzelerde yer alıyor?
Yurtdışında Victoria&Albert Museum-Londra, Bibliotheque Nationale de Paris, “Cité Int des Arts Association” Vakıf Koleksiyonu-Paris, Türkiye’de ise DEMSA, ElgizÇağdaş Sanatlar Müzesi, T.C. Kültür Bakanlığı Koleksiyonu, İstanbul–Ankara-İzmir Resim Heykel Müzeleri, Selçuk Yaşar Müzesi- İzmir, İMOGA, AKBANK v.b. gibi belli başlı kurum ve kuruluşlarda ayrıca pekçok değerli koleksiyonerin koleksiyonlarında yer almaktadır.
Türkiye’de 80’li, 90’lI yıllardaki sanatın algılanışı ile günümüzdeçağdaş sanata olan ilgi ve farkındalığı karşılaştırdığımızda,özellikle son yıllardaki koleksiyonerlerin artışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de özelikle 80’ler ve 90’lardaçağdaş sanat, şimdiki kadar bilinçli algılanmıyordu. Galeriler ve sergi ortamları daha kısıtlıydı. Sanat şimdiki kadarçok tüketilmiyordu, bu durum sanatçıların da zorluklar yaşamalarına sebep oldu. Günümüze baktığımızda farkındalık, çağdaş sanata olan ilgi son yıllardaçok artmış durumda, buna paralel olarak sanat eseri alan, sanata yatırım yapan kişi sayısında da oldukça büyük artış var. Bunun kökeninde son 7-8 yılda açılmış olanözel müzelerin ve buralarda gösterilen büyükçaplı sergilerin büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca müzayedelerin ve sanat galerilerinin artmasını neden olarak görüyorum, bir de paranın değerlendirilmesi için şu an dünyada olduğu gibi yüzde 18 gibi bir meblağın sanat eserine yatırılmasının özel bankacılık yetkililerince tavsiye edildiğini biliyorum. Bu da Türk resim piyasasının gelişimi içinçokönemli bir gelişme.
Koleksiyonerlerin sanat eserlerine evlerinde, yaşam alanlarında yer vermeleri Türk resminin gelişimi içinçokönemli. Elbette sanatçılar için deönemli. Yurtdışında herkesin yıllık kazancının bir kısmı ile sanat eseri almasını zorunlu kılan, sanatın desteklenmesi için belli yaptırımları olanülkeler olduğunu varsayarsak, birçok kişinin sanata yönlenmesi, sanatı ve sanat eserlerini evlerine işyerlerine sokması, gelecek kuşaklar için de örnek teşkil etmesi bakımından olumlu gelişmeler. Sanata zaman ayırmanın, güzel sergi ve müzayedeleri, sanat fuarlarını takib etmenin (yurtiçindeki ve yurt dışındaki)çok zevkli olduğunu, faklı bir kültür ve bakış açısı kazandırdığını düşünüyorum.

Asım İşler’i rahmetle anıyor ve verdiği kıymetli bilgiler için kızı Segan İşler’eçok teşekkür ediyoruz…

Asim işler anısınaekavart tv tarafındançekilen videoyu kaçırmayın!

||||| 0 ! |||||

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*