2011-ses-cikarma

Çarpışma Pozisyonu Alın!

Yeniden ellerinin içindeyim, sonsuz sürekli.
Her gece çatısından yıldızları izlediğim köhne ahşap evin içinde,
Bu defa farklı bir yüzle farklı bir gecenin yıldızlarını topluyorum ruh sepetime.

-Géraud Simonet (Jüpiter ve Sonsuzluğun Ötesi)

Gökhan Deniz’in, 27 Nisan’da Çağla Cabaoğlu Galeri’de açılan son sergisi “Az Önce Bir Şey Oldu”yu gezerken aklımda sürekli olarak bu dizeler dolaşıyordu; tane tane ve kelime kelime. Simonet’nin tuhaf yalnızlıklarıyla Deniz’in ansızlıkları öylesine örtüşüyordu ki, belki de bu ikili tanışabilse yepyeni formlar çıkabilirdi. İçeri girdikten sonra, her adımda galeri duvarlarına yerleştirilmiş hemen her eserdeki yüzler yalnızca orada bir tanık gibi bulunmuyor, aynı zamanda birer izleyici gibi sanki benimle birlikte tüm izleyicileri gözlüyor, tepkilerimizi tuvale, kağıda, pileksiye, paslanmaz çeliğe kaydediyordu.

“Az Önce Bir Şey Oldu”, Gökhan Deniz’in son beş yıldır ürettiği eserlerinden oluşuyor. Her ne kadar eserlerdeki içerik ortak bir paydaya çıkıyor olsa da, üslup farklılaşıyor; kimilerinde insanın yüzüne, tıpkı rüzgarlı bir günde savrulup çarpan bir yaprak gibi çarpan gerçeklik, kimilerinde alaycı bir gülümsemeyle uzaktan selam veriyor. Ancak tüm bunlar, tahmin edilemeyen, öngörülemeyen ve bir türlü kabul edilemeyen ne varsa, onların hemen sonrasında ortaya çıkan şeylerin toplamını oluşturuyor. Yani sanatçı, hepimizin çapraşık doğasında tutarsızlaştığımız ve bunu kontrol dahi edemediğimiz ‘anlık yazılımsal hatalarımızı’ ortaya koyuyor.

2014, Mütemadi figürler serisi 2 – seni kim korur, şeffaf mika malz.üzr.kar.tek.122×92 cm

Kimlik ve iktidar kavramlarını, onların dış dünyayla ve kendi aralarındaki ilişkilerini daha önce de inceleyen Gökhan Deniz, bu sergide aynı denkleme peyzajları da katarak sanatsal sorgusunun sınılarını bir adım daha ileri götürüyor. İnsana ait ne varsa gözler önüne seren ve bunları büyük bir şeffaflık (hem içerik hem de teknik olarak üstelik) içinde işleyebilen eserler arasındaki söylem farkları birbirlerinin içine geçip sergiyi bir bütün haline getirebilmiş. Örneğin bir eser paslanmaz çelik üzerine çalışılmışken bir diğeri tuval üzerinde hayat bulmuş. Fakat bu iki malzemenin taban tabana zıt karakterde oluşu, serginin odağındaki kavramları bir arada tutmak için bir dezavantaj değil, aksine tamamlayıcı bir öğe niteliğinde. Böylece modern zamanın, yorgun ve karmaşık insanının hazırlıksızlığı ve aidiyet çabası, uzun bir koridor gibi uzanan sergi mekanını, adeta bir varoluş müzesine dönüştürmüş.

Saliha Yavuz küratörlüğünde gerçekleştirilen “Az Önce Bir Şey oldu”, Géraud Simonet’nin köhne evine, Gökhan Deniz’in insanlarını yerleştiriyor ve o insanların gözünden çarpışma sonrasındaki sonsuz süreklilik halini izleyiciye deneyimletiyor. Sergi Çağla Cabaoğlu Galeri’de 27 Mayıs 2016 tarihine kadar izlenebilir.

Kapak görseli: 2011, ses çıkarma! hush up.130x200cm-tual üzr.karışık tek

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
  • RSS
  • FriendFeed
  • Pinterest
||||| 0 ! |||||
Sanat içinde , , , etiketleriyle tarihinde tarafınadan gönderildi.

Sinan Eren Erk hakkında

Küratör / Görsel Sanatçı 1985 doğumlu olan Erk, Galatasaray Lisesi sonrasında önce Marmara Üniversitesi'nde İktisat eğitimi almış, bu süre içerisinde sanat tarihiyle ilgili araştırmalar yapmış, sanatın içinde enstalasyon, fotoğraf, grafik ve müzik başta olmak üzere farklı alanlarda fiilen bulunmuş, daha sonra İtalya Milano'da yüksek lisansını küratörlük ve görsel sanatlar üzerine yapmıştır. 12. İstanbul Bienali'nde küratör yardımcısı, Documenta 13'te katılımcı / konuşmacı ve İstanbul Tasarım Bienali'nde Milano'da Adhocraty bünyesinde yine küratör yardımcısı pozisyonlarında çalıştıktan sonra, bağımsız küratör, sanatçı ve tasarımcı olarak profesyonel hayatını sürdürmektedir. Aynı zamanda karma sergilere katılmış, ikisi Milano'da biri İstanbul'da olmak üzere üç kişisel sergi de açmıştır. architectureoflife.net'in konuk yazarlarındandır.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR!

  • Çağdaş Sanatın Sonsuz Yarışı: Helezonik Sarmal
    Çağdaş Sanatın Sonsuz Yarışı: Helezonik Sarmalİnsan hep bilinmezin peşinden koşmuştur ve yaşamı boyunca önce kendi varoluşunu, sonra da, bununla bağlantılı olarak, içinde bulunduğu sonsuz evreni sorgulamıştır. Bilme çabası, önce bilinmezin tan...
  • Yeni Yılın İlk Sergileri
    Yeni Yılın İlk SergileriYeni bir yıla, yeni umutlar ve heyecanlar ile girdik giriyoruz derken bir ay geçti bile. Umarım 2016 yılı, ülkemiz ve dünyamızın barışa kavuşacağı, herkes için güzel dileklerin gerçek olacağı ve sa...
  • Sanatı Anlamak: Rönesans
    Sanatı Anlamak: RönesansRönesans, “yeniden doğuş” demektir. Batı sanatında ve kültüründe 1300’lerden 1600’lere uzanan gelişim dönemini içerir. Bu dönem; bir dizi eğilim ve çelişkinin egemen olduğu yeniden keşif, hırs ve d...
  • Sanatı Anlamak: Sekülarizm
    Sanatı Anlamak: SekülarizmSekülarizm, özel ve kamusal insan ilişkilerini dinsel değerler, gelenekler ve kurumların dışında tartışan genel bir eğilimdir. Rönesans boyunca din dışı konulardan etkilenen ya da bunları araştıran...
  • Dünyanın En Tuhaf Kitabı: Codex Seraphinianus
    Dünyanın En Tuhaf Kitabı: Codex SeraphinianusDünyanın en tuhaf kitabı olarak anılan Luigi Serafini imzalı Codex Seraphinianus, ekim ayında Rizzoli tarafından yeniden basıldı. Açılımı; strange and extraordinary representations of animals and p...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>