Contemporary Istanbul 2012’nin ardından

Açılış akşamı kalabalıktan hiçbir şey anlayamıyor insan ve o kargaşada başı dönüyor. Bir gün yetmiyor, gezmeye, izlemeye, doymaya… Fakat diğer günler de aynı yoğun kalabalıkla karşılaşıyoruz. Bu sene fuar Uluslararası galeri, sanatçılar, büyük koleksiyoncular, dünya genelinde seyahat eden ziyaretçiler, adil yönetim ve gazeteciler de dahil olmak üzere 68.000’nin üzerinde kişiyi ağırladı. Yabancı galerilerin katılımı daha artmış ve güzel eserlere sahipti. Aklımızın kaldığı çok şey oldu. Fikirlerini almak istediğim çok kişi vardı. Duayen Yahşi Baraz’ın boş anını yakalamam mümkün olmadı mesela… Boş anlarını yakalayıp bulabildiğim birkaç galerici ve sanatçılarımızın görüşlerini sizinle paylaşmak istiyorum bu yazımda…

Bedri Baykam’ın fuar hakkında düşünceleri şöyle:

B.B. Geçtiğimiz senelere göre katılımın ve sanatın seviyesi artıyor. Tabi Türkiye’de sanata gösterilmesi gereken ilgi artıyor diyoruz ama yine de istenilen düzeyde değil. Çünkü devlet bunu teşvik etmiyor. Devletin, ne kendi modern sanat müzeleri var, ne böyle bir açılımı teşvik ediyor, sanatta bir vergi indirimine gidiyor.
Devletin, özellikle teşvik etmemeyi seçtiği hükümetin olduğu bir alandayız. Ve buna rağmen kendi yağıyla kavrulan bir görüntü var ortada. İlerliyor fakat arzu ettiğimiz kıvamda değil.

Yabancı galerilerin gelmesi uluslararası fuar olması güzel fakat yabancı alıcılar gelmiyor. Uluslararası fuarları takip eden koleksiyonerlerin geldiği bir fuar değil. Bu bir problem, çünkü arz gittikçe artıyor! Türk ve yabancı sanatçı arzı daçok artıyor. Öte yandan uluslararası alıcıların buraya gelmeye başlaması da kolay aşama değil. Bunu sağlamak için Türk Sanatı ile ilgili çok büyük köklü sergiler, çok büyük kitaplar, tanıtımlar, sunumlar yapılması lazım. Bunlar da sıfır devlet desteğiyle daha zor oluyor. Olayın hem gelişme hem de sorun duvarlarıyla karşılaşmak gibi bir dönemden geçiyoruz.

Y.S. Çağdaş Sanatı destekleyenler gerçek destekçiler mi? Neye göre yönleniyor?

B.B. Devlete rağmen yönleniyor. Sanatçısının, özel sektörün veya piyasanın kendi tercihlerine ve eğilimlerine göre şekilleniyor.

Y.S. Piyasa gerçekçi mi?

B.B. Piyasa, dünyanın her yerinde eleştiriye açıktır ve sanat tarihi ile piyasa her zaman birbirini izlemez. Mesela piyasa sanat tarihini çok geriden izler. Piyasa arada yanlış sokaklara girer. Piyasa, muz kabuklarına basar. Özeti budur.

Bahri Genç ise düşüncelerini şöyle dile getirdi:

B.G. Contemporary Istanbul’a ilk kez geçen yıl katıldım. Genel olarak gözlemlediğim bu sene daha farklı galeriler katılmış. Özellikle yurt dışından bilinen bazı galeriler, hatta internet vasıtası ile takip ettiğim ressamlar da yer alıyor. Fuar, görsel açıdan daha da zenginleşmiş ve her yıl daha da iyiye gidiyor. Mesela benim kendi açımdan da geçen yıl yaptığım resimlerin hepsi satılmıştı. Bu yıl hepsi satılmasa da hepsine aynı ilgi devam ediyor. Benim için bir yapıtın satılmasından çok daha önemli olanı hem sanatçının o yapıttan memnun olması, hem de izleyici ile baş başa kalınca, o yapıtın kendini savunabilmesi. Benim için satış daha sonra geliyor.

İnci Aksoy’un fuar hakkında düşünceleri:

İ.A. Bence fuar müthiş gelişmiş ve tabi ki yabancı galerilerin katılımıyla çok daha güzel bir enerji oluştuğunu düşünüyorum. Geçen ay FIAC Sanat Fuarındaydım. Contemporary Istanbul o fuarla yarışabilir, daha da iyi diyebilirim. Bu beni çok, çok mutlu etti. Katılım her sene ikiye, üçe katlıyor. Eminim ki; önümüzdeki yıllarda çok daha iyi olacak. İleride daha fazla yabancı galeriler gelecek, onun için farklı bir fuar olacak.

Y.S. Sizce koleksiyonerlerin fuara ilgisi ne oldu.

İ.A. Bence bütün Türk koleksiyonerler vardı. Konuştuğum galeriler satışların çok iyi olduğunu söylüyorlar. Yabancı galeriler de aynı şekilde.
Türk alıcıların, yabancı galerilerin yanında, “Türk galerilerden fuardan sonra nasıl olsa alırım” diyerek, daha çok yabancıları tercih ettiklerini düşünüyorum. Nede olsa yabancılar, dünya pazarına açılmış sanatçıları buraya getirdiler. O bir fark yarattı tabii, daha bilinçli.

Mehmet Günyeli ise görüşlerini şöyle ifade etti;

M.G. Bu sene fuarın 7. si yapılıyor, ben de 7 yıldır katılıyorum. O yüzden, her yılı kıyaslama şansım var. Bir fuarı uluslar arası yapmak için, ben; her zaman mutlaka bünyesinde yabancı galeriler ve sanatçıların olması gerekliliğini, söylerim. Ama benim söylemek istediğim bir şey daha var: Yabancı koleksiyonerleri de böyle bir fuarda, bu koridorlarda görmek lazım. Yeterince yabancı koleksiyonerleri göremedik, diye düşünüyorum. Onların olmaması, böyle uluslar arası bir fuarın en önemli eksiği.

Y.S. Sebebi ne olabilir bu eksiğin?

M.G.  İstanbul, çok önemli birçekim merkezi. Dünyadaki 5 büyük, hatta dünya başkenti diyebiliriz. Burada yapılan bir fuarın da gerçekten çağdaş sanata yön veren nitelikte olması lazım. Burada yabancı galerilerine baktığımız zaman, dünyada sanata yön veren saygınlıkta bir galeri çok görmedim. Bir, dünyaca ünlü Marlborough Galeri var ve çok önemli bir galeri Frank Pages, İsviçre’den gelen…

İkincisi de yabancı koleksiyoner gelmezse; Türkler, Türkleri alırsa bu fuarın bir anlamı olmaz. Amaca ulaşmış değildir. Lokal bir fuar olur o zaman, dünyada örnekleri var. Böyle küçük fuarlar Almanya’da da yapılıyor. Mesela ben, geçen sene Castrio fuarına katılmıştım. Orada işlerim sergilenmişti. Almanlar geliyor, alıyor, gidiyor. İstanbul’un marka değerini, bu fuarınçok iyi kullanmadığını düşünüyorum. Burada daha atraktif şeyler yapılabilir. Dünyada çok önemli sanatçılar davet edilebilir. Biraz para harcamak lazım böyle şeyler için. Aslında ciddi sponsorlar var Akbank, Vestel Zorlu Grubu… Bunların sponsor olarak buraya ne harcadıklarını anlamış değilim. Ya da o paraların nereye gittiğini de anlamış değilim. Çünkü burada ortada ‘celebrity’ dediğimiz bir şey göremedim. Art Basel’de yürürken yanınızdan Brad Pitt geçebiliyor. Böyle insanların fuarlara gelmesi-gitmesi var. Contemporary Istanbul’da bunları göremedik…

Bence 3 farklı mekân da yapmamak lazım. Hepsi tek bir yere toplanmalı çünkü burada bir giriş katı var, girişin altında bir kat var, oradan kimsenin haberi yok. Belli bir pano konulmuş ama yeterli yönlendirme yok. Aşağıya indiğinizde bir duvarla karşılaşıyorsunuz. Çocuk etkinlik alanı ve bir de kafe koyulmuş, aralarda galeri olduğunun kimse farkına varmıyor. Üçüncü bölüme gitmek ise zor. Lütfü Kırdar, İstanbul’un çok merkezi bir yerinde, lokasyon olarak uygun ama fuarın tanzim edilmesinde sıkıntı yaratıyor… çok kopuk. Alt kat-üst kat ilişkisi daha iyi kurulabilir. Ben 7. Yılımda bu fuarın daha iyi bir seviyede olması gerektiğine inanıyorum. İlk yıl tolere ediyoruz. İkinci yıl bebek yeni doğdu, büyüyor falan… Öyle değil artık, 7 yıl olmuşsa sen bu fuarı iyi yapmalısın!

Satışlar boyutunda bakarsak, tabii ticari fuar bunlar, prestij fuarı değil. Ticari fuarda da hedef para kazanmak. Bir sanatçı olarak ben, satış oldu olmadı diye bakmıyorum. Bana göre bu bir başarı kriteri değil. Ancak, galericilerin gözünde önemli, satmak amacıyla bu fuara yatırım yapıyorlar. Kimse gerçek satışın ne olduğunu bilemez tabi…

Bu fuarın “Çağdaş Sanata” yön vermesi lazım. İstanbul gibi bir merkezi temsil eden adında bunu kullanan Contemporary Istanbul Fuarı çok daha efektif olmalı. Hem sanatçının boyutunu, hem galericinin, hem de koleksiyonerin vizyonunu genişletmeli. Ben burada böyle bir şey görmüyorum. Doğruların bulunması adına bunları söylemek zorundayım. Çok ciddi bir kalabalık da var bir taraftan… 2 günde 5.000 kişi dolaşıyor, sergiyi. Geleceğe yönelik bir “Çağdaş Sanat Kültürü” oluşuyor ki; bu da iyi bir şey.
Mutlaka artıları var ama biz eksilerini iyi niyetle eleştirip, çözümler üretebilirsek, gelecek yıllarda bu fuar daha iyiye ulaşacak. Amacına ulaşmazsa, başkaları gelip bu boşluğu dolduracak. Büyük yabancı fuarların İstanbul’da gözü var gibi geliyor bana. Art Basel Miami gibi Art Basel İstanbul olacak belki.

Görüşlerini bizimle paylaştıkları için sanatçılarımıza çok teşekkürler. Benim aklımda kalan eserlere gelince…

Mim Art Gallery: Hans R Giger, Ahmet Güneştekin, Berndnaut Smilde. Olcay Art Gallery:Devrim Erbil, Barış Sarıbaş. Mario Mauroner Gallery: Jan Fabre. Marlborough Gallery:Manolo Valdes. Merkur Gallery: Arzu Akgün, Seçkin Pirim, Aslı Özkök. Louise Alexander Gallery: Guy Bourdin. Le Violon Bleu Gallery: Moataz Nasr. Haunch of Venison: Joana Vasconcelos. Galerist: Elif Uras. Galeri Baraz: Peter Halley, Nuri Battal. Egeran Gallery: İlhan Koman. Dogançay Museum: Burhan Dogancay. x-ist Gallery: Ansen…

Bunlar sadece bir bölümü, beğenilerim yazmakla bitmeyecek kadar çok…

Nice fuarlara!

||||| 0 ! |||||

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*