Dünden Bugüne Mehmet Günyeli Fotoğrafı

Yıllarönce fotoğraf sanatçısı kimliği ile tanıdığım Mehmet bey, neşesi, içtenliği,önerileri ve hoş sohbeti ile her zaman yanımda olduğunu hissettiğim bir dosttur.

Herkes, Mehmet Günyeli’yi iş adamı kimliği ile tanımıştır. Fakat O’nun fotoğraf sevdası, Saint Joseph’teki yıllarına dayanır. O yıllarda Günyeli, her fotoğrafçı gibi, güneşin peşinden gündoğumuna, günbatımına heyecanla koşar. Siyasal Bilimler okumuş olsa da fotoğraf hayatında hep olur. Şimdi ise fotoğraf, iş adamı kimliği ile tamamen yer değiştirmiş ve kendini ifade etme biçimi olmuştur Mehmet Günyeli için. Açtığı sergilerin hızına yetişilmez! Geçtiğimiz ay Berlin’de, Saray Bosna’da sergiler açan Günyeli’nin 31 Mayıs’ta açılacak olan sergisi de Venedik’te! Venedik Bienali etkinliklerinde, Oratorio di San Ludoviro’da Mehmet Günyeli_‘Kader Denizi’ serisi sanatseverler ile buluşacak.

Mehmet Günyeli’nin fotoğrafları, evrenin renkli yüzünden yolaçıkarak, siyah beyazın saflığına, sadeliğine, gücüne ve gerçeküstücülüğe vardı, ardından“Kader Denizi” ile renge tekrar dönerek, konu anlatımında, minimal soyut bir fotoğraf dili kullandı. Ve ben bugün,“Mehmet Günyeli fotoğrafının dünü ve bugünü”nü irdelemek istiyorum…

Fotoğrafta kompozisyonönemlidir. Sadece kurguladığınız fotoğrafta değil, belgesel fotoğrafta daöyle… Eğer fotoğrafçekmek sadece deklanşöre basmak olsaydı, herkes iyi fotoğrafçı olabilirdi. Herkes aynı noktaya bakar ama, bir kişi farklı bakar ve görür. Bakmak ve görmek arasındaki fark… İşte bu anlamda Mehmet Günyeli’nin belgesel fotoğrafları da ayrı bir güzellik ve fark içerir. Ben, ayrıca, fotoğrafçının çektiği kişiye bakışı, tebessümü, yaydığı enerjinin bileçokönemli olduğuna inanıyorum. Sanatçı ile modeli arasındaki etkileşim belirler pozu. Figür olmasa bile fotoğrafçının o kareyi hangi açıdan nasıl bir kompozisyondaçekeceğini görmesi, mükemmeli araması fotoğraf makinasını sadece araç yapar.

Günyeli’nin fotoğraflarına baktığımız zaman, var olanıçok iyi yakaladığını ve bizimle paylaştığını görüyoruz. Mehmet Günyeli, küreselleşmeye karşı kendiöz kültürlerini koruyabilen birçokülkeye gider ve buülkelerde yeryüzünün renklerini yakalar.

Moda’da Yurt Dünya Sanat Galerisi’ndeki ‘Viva Cuba Libre’ (2005) ve Darphane-i Amire’deki ‘Hindistan’ (2006) sergileri unutamadıklarımdandır.

Onurlu ve gururlu insanlarınülkesi Küba ve palmiyeler, eski otomobiller, rengarenk evler, ellerinde purolarıyla kadınlar, yaşlılar veçocuklar… Fotoğraflarda Günyeli ile Küba’ya gidiyor, ada esintisini ve puro kokusunu alıyorsunuz.

Dunden-Bugune-Mehmet-Gunyeli-Fotografi-5

Hindistan, ışığın, renklerin ve mistisizminülkesi… Günyeli, onlarla hayatı paylaşırmışçasına fotoğraflarına insanları katıyor. İnsanların yüzüne, bakışına, sanatçının samimiyeti ve enerjisi yansıyor. Sarıörtülü kadında yüzün bir bölümünün gözükmesi, o dönemde bir soyut arayışın göstergesi. Fotoğraflarında neşe, hüzün, gizem, kısacası Doğu’nun tüm envanteri var.

Dunden-Bugune-Mehmet-Gunyeli-Fotografi-6
Doğunun Gizemi serisi, 2005

2005’te‘Doğu’nun Gizemi’ ile bize aslında mistisizme geçişinin sinyallerini verir. Arkasından da‘Melekler/Düşler’(2005) serisini gerçekleştirir. Artık, renk cennetinde bizi de doyurmuş, kendisi de doymuştur.

Günyeli, gözlemciliğinin ve izlenimlerinin sonucu farklı arayışlara girer. Kendi hayallerini anlatma isteği doğar. Mısır’la ilgili kitabının yayınlandığı sırada sanatçı, bir kırılma noktası yaşar. Kitabın yayınlanmasını durdurur ve‘Ben artık bu değilim başka işler yapmalıyım’ der. Sokakta fotoğrafçekmekten vazgeçer. Yeni bir açılım ister. Kendi hayallerini fotoğraf makinesini kullanarak nasıl kağıda geçireceğini düşünür ve“Melekler”içekmeye başlar.

mehmet günyeli 1.tif
Melekler/Düşler, 2005

Seri, minimal bir dille kurgulanmış fotoğraflardan oluşuyor. Renkli dönem bitmiş, siyah-beyaz dönem başlamıştır. Süzülen ışıklar, uçuşan melekler ve siyah-beyazın verdiği o harika tad… Bireyinöz benliği ile baş başa kaldığı zamanlarda huzuru ararken Tanrı’nın elçileri olan meleklerle karşılaşmasını anlatır. Bunu anlatırken fantastik ve gerçeküstü bir dil kullanır.

Dunden-Bugune-Mehmet-Gunyeli-Fotografi-9
Dervişler, 2006-2007

2006-2007 yıllarında“Dervişler/ İnancın Dansı” serisi gelir. Dervişler yaklaşık 2 yılda oluşmuştur. Günyeli tekrar anı yakalamaya döner; siyah- beyaz, kurgu olmadan… Birçok Mevlevi ayinlerine, sema gösterilerine katılır. Onların normal ritüellerinin içine giripçoközel karelerçeker. Daha Türkiye’de sergilenmeden ilk olarak Art Miami’de sergilenir. Fuarda, 6 derviş fotoğrafı büyük ilgi görür ve“Dervişler” dünyaçapındaçok beğenilen, müzelerde, fuarlarda,özel galerilerde sergilenen bir seri olur.

Dunden-Bugune-Mehmet-Gunyeli-Fotografi-10

Bu fotoğraflarda alışılagelmiş Mevlevi görüntüleri dışında bir kompozisyonla karşı karşıya kalırız. Egolarından sıyrılmış dervişler Günyeli’nin fotoğraflarında alışılmadık yorumlarla ifade edilir.Etkili bir geometri söz konusudur. Figürlerçevreden soyutlanmıştır. Siyah- beyazın gücüyle dramatik bir anlatım hakimdir.

“Dervişler/ İnancın Dansı” serisi ardından, 2008“Ab-ı Hayat” ve“Sevgi Sözcükleri” serileri ve 2009-“Libeskind’in İzinden” serisi gelir.

Dunden-Bugune-Mehmet-Gunyeli-Fotografi-11
Ab-ı Hayat, 2008

Dunden-Bugune-Mehmet-Gunyeli-Fotografi-12
Sevgi Sözcükleri, 2008

Yine minimal ve soyut fotoğraf dilinin hâkim olduğu“Sevgi Sözcükleri-2008”, Mehmet Günyeli’nin Dervişler sonrası mistik dünyayı daha da soyutlayarak anlattığı bir seridir. Tasavvufta Tanrı’ya ulaşmanın yolu zorluklar içerir. Dervişler bu yolu sema yaparak başka bir deyişle dönerek anlatırlar, sembolize ederler. Sevgi Sözcükleri’ndeki basamakların dönen formları, bu yolu ve mertebeleri birer birer sabırlaçıkmanın soyut ve lirik bir anlatımıdır. Tıpkı Dervişlerin dönüşü gibi basamaklar da aynı kurgusal forma sahiptir.

Dunden-Bugune-Mehmet-Gunyeli-Fotografi-14
Kader Denizi, 2010

Sanatçı, son yıllarda fotoğrafçalışmalarınıçağdaş ve kavramsal temalarüzerine yoğunlaştırır. Sonçalışması“Kader Denizi” minimalisttir ve“insan ticareti” denilen suça, farklı bir bakış açısıdır. Ege kıyılarındaki seyahati sırasında karşılaştığı mültecilerle, sorunlarını sanatçı olarak ele almak ister. Yaşanılanlar ağır bir dramdır. Sorumluluk duygusundan hareket eden sanatçı, duyguları avlamaya müsait, ilk akla gelen mültecilerin portreleriniçekmek yerine, daha soyut bir dil kullanmayı yeğler. Onları taşıyan gemi ve teknelerden detaylara, video ve şiir de eklenir. Günyeli, yazar Bejan Matur’la bir zarfın içerisinde bulunanörnek fotoğrafları paylaşır. Matur’u, anlatım dili muhteşem olan bu fotoğraflaröylesine cezbeder ki ve hemen ilk dizeler o an zarfınüzerine düşer.

İşte, Beral Madra’nın küratörlüğünü yaptığı bu muazzam sergi haftaya Venedik’te!

Mehmet Günyeli’ninönemli bir yönü de kolleksiyoner oluşudur. Kolleksiyonunda benim resimlerimin de olmasından onur duyuyorum. Evimin duvarında, Küba’dan bir Günyeli fotoğrafının olması beni hep heyecanlandırıyor ve bana her an o güzelülkeye gitme isteğimi hatırlatıyor.

Bugün yazım uzun oldu biliyorum. Aslında kısa bile kestim tasavvuf ve şiirler kısmını. Size de bir şeyler kalsın istedim. Kitaplarını edinin bence. Kimbilir Melekler, Dervişler derken belki de“Tanrılar” dadır sıra… Olacaksa eğer böyle birüçleme o sergide buluşuruz, ama şimdi gönlümüz Venedik’te…

Günyeli’yi en içten dileklerimizle kutlarız.

||||| 0 ! |||||

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*