Eames Demetrios İle Paralel Dünyalara Seyahatler…

Charles ve Ray Eames’in tasarımları beni hep büyülemiştir. Zamanın sınırlarını aşan, iyi tasarlanmış, detayları mükemmel ve her zaman rahat tasarımlar…

Vitra International’ın Eames’in 100’üncü doğum günü için İstanbul Mozaik’te bir sergi düzenlediğiniöğreninceçok heyecanlandım.Üstelik Charles ve Ray Eames’in torunu Eames Demetrios ile de tanışma ve röportaj yapma fırsatı yakaladım!

Blog yazılarımı fotoğraf kullanmaksızın,çok uzun yazmaktançekinirim genelde fakat bu sefer riske giriyorumçünkü bu röportajın su gibi okunacağına inanıyorum. Ve işteEames Office’in yöneticisi, film yapımcısı ve aynı zamanda parallel dünyaya seyahat rehberleri yazarıEames Demetrios ile yaptığım röportaj:

Biliyoruz ki, Eames Office’in direktörü olarak, Charles ve Ray Eames’in tasarım mirasının yeniden keşfedilmesinde başıçekiyorsunuz. Charles ve Ray Eames’inçalışmalarını koruyor ve yeni jenerasyon aracılığıyla yayıyorsunuz… Onların bugün bu kadar dünyaçapında tanınıyor olmasındaki katkınız büyük. Peki Eames mobilyalarının arkasındaki felsefe nedir?

Charles ve Ray Eames’in tasarımları güzel görünmelerinin yanı sıra arkasındaki fikirlerle deçok güzeldirler. Charles hep derdi ki,“tasarımcının rolü, misafirinin ihtiyaçlarını karşılayan iyi bir ev sahibi olmaktır.” Bu misafir-ev sahibi ilişkisinde, aslında tasarımı kendiniz için değil, tamamıyla sandalyenizdeki misafiriniz için yapıyorsunuz. Yani bir Eames sandalyesine oturduğunuzda, artık Charles’ın misafiri oluyorsunuz. Bununüzerine düşündüğünüzde anlıyorsunuz ki, buçok evrensel bir düşünce. Her kültürde misafirperverlikle ilgili gelenekler vardır.Örneğin Sanskritçede“Misafir, tanrıdır.” Diye bir deyiş vardır. Benim Eames Office’teki görevim de, Charles Ray’in sizin için tasarladığı deneyimi onun arzu ettiği şekilde yaşayabilmenizi sağlamak.Üretimi aşamasında kontrol etmek. Onlar için tasarım, yaşam kalitesininönemli biröğesi ve aynı zamanda hayatın da büyük bir parçasıydı. Tasarım problemçözmekle ilgiliydi. Charles ve Ray Eames, hem disiplin hem de oyun hissini bir arada kullandıkları bir problemçözme tekniğiyle tasarımı bir estetik olarak değil, bir sistem ve bir süreç olarak görmekteydiler. Her malzemeyi denediler, malzemelerin sınırlarını zorladılar. Mükemmel tasarıma ulaşmak için onlarca prototipürettiler. Ne yazık ki bu günlerde,özellikle medyada, insanlar“tasarım” dediklerinde aslında“stil”den bahsediyorlar. Stil ile ilgili bir yanlışlık yok ortada tabii; fakat tasarımın bize sunacağı en değerli şeylere sahip olmayabilir. Bugün, etrafımız stil sahibi fakat işlevsellikten uzak tasarımlarla dolu. Charles şöyle derdi:“Stiliniz olduğuölçüde, tasarım probleminiçözmemişsiniz demektir.” Demek istediği, bu probleminçözümünde estetiğin yerinin olmadığı değil.Ürünler hâlâ güzel olabilir; hatta problemiçözebilmek için, güzel de olmak zorundalar.

Büyükanne ve büyükbabanız, Charles ve Ray Eames hayatta olsaydı, sizce hangi yönden tasarımları farklı olurdu?

Bence bugün yaşıyor olsalardı, dünyanın hâlâ birçok sorunu olduğunu bilirlerdi. Ve bu sorunlarıçözmeye odaklanırlardı. Ve mobilya tasarımının sürdürülebilirlik açısından bir problem teşkil ettiğini düşünüyorlarsa, mobilya tasarlamakla ilgili bir şey yapmıyor da olabilirlerdi. Onlar zamanında, Kontrplak, tel ileçalıştılar sonra plastik ile düşük maliyetli, kaliteli ve rahat sandalyelerüretebilme fırsatını gördüler. Bugün ise, daha farklı mücadelelerin de olduğunu görürlerdi.

Bence tasarım, yine savaşması gerektiği engellere, kısıtlamalara geri dönecek. Charles bir keresinde demişti ki, plastik malzemesinin sorunu, onunla her şeyi yapabilmeniz. Hiçbir sınır yok. Sizi bir şey yapmaya zorlamıyor. Taştan bir sandalye tasarladığınızda, taşa takılıp kalırsınız. Sizi daha da zora koşuyor. Sanırım tasarımı kurtaracak olan şey de Sürdürülebilirlik. 1971’de Charles,“ Bilgiçağının ardından, tercihlerçağı gelecek” demişti. Ve gerçekten sanıyorum ki, şu an oçağdayız.. Sorun yeterince bilmememiz değil!

Günümüzdeki favori tasarımcınız kim?

Gerçekten birçok iyi tasarımcı var.Emeco diye bir şirket var mesela. Birçok ilginç şey gerçekleşiyor Emeco’da. Onlar için birkaç filmçektim. Şirket bir kişi tarafından yürütülse de,çok güçlü sezgileri var. Birçok farklı tasarımcıyla işbirliği yapıyor ve güzel işlerçıkarttıklarını düşünüyorum.

Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz ve büyük anne- babanızın hayatınızda ne gibi etkisi oldu?

Kendimi bir film yapımcısı, sanatçı ve yazar olarak tanımlıyorum. Bunun daha iyi şöyle açıklayabilirim: Birdençok kulvarda koşuyorum. Tasarımın bütünsel görüşüneçok tutkuluyum. Tasarım, profesyonel bir yetenekten ziyade, bir yaşam yeteneği. İşte Charles ve Ray’in bana kazandırdıkları enönemli şey bu.

Eames Office ile veya diğer işleriyle ilgilenmek gibi bir planım yoktu. Fakatöldüklerinde fark ettim ki, eğer hiç kimse sahipçıkmazsa, değer verdiğimiz her şey bir anda yok olup gidecek…

Şimdiünlü oldukları için onlarıönemsiyoruz. Fakat başarıları kolay olmadı. Birlikteçalışmaya başladıktan sonraki ilk 10 yıl, pek başarı kazanamadılar. Uzun zamançok az para kazanabildiler. Yine de doğru yolda olduklarına inandılar ve birbirlerini teşvik ettiler. Şimdi geriye baktığımızdaysa, tabi kiçok başarılıydılar… Bir hayalin ya da fikrin peşinden, dahaönce yapılmış mı endişesi olmadan, daha iyi yapılabilir mi düşüncesine odaklanarak gidilmesiniçok faydalı ve ilham verici buluyorum.

Sanırım benim Kcymaerxthaere projesiyle yapmayaçalıştığım da tam olarak bu. Birazçılgınca bir şey… İnsanların buna ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Bunu güzel olduğu ve keyif aldığım için yapıyorum ama aynı zamanda topluma da faydalı.

Kcymaexthaere nedir peki?

Kcymaexthaere, küresel bir 3 boyutlu hikaye anlatma projesi. Fiziksel yollarla anlatılan bir hikaye. Alternatif bir evren yarattım. Geniş anlamda bir coğrafyacı gibi, dünyayı dolaşarak, paralel dünyadaki olayları doğrusal dünyamızda kutlayan ve onurlandıran işaretçiler ve tarihi yerler kuruyorum. Şimdiye dek 75 yeri ve 13ülkeyi dahil ettik. Türkiye’de kurulmuş bir katmanımız yok, fakat bu sorunuçözeceğimizi sanıyorum.

Eames daha sonra bana kendi yazdığı güzel sesli kadınının hikayesinden, dünyayıçok kolay yapmayaçalışan bir tanrının hikayesinden bahsediyor. Afrika’ya gidişinden ve hikayeleri oradaki kadınlara anlatışından bahsediyor ve her kadının aynı hikayeden yolaçıkarakürettiği, hepsi birbirinden farklı mükemmel nakışları gösteriyor bana. Hikayeleri için seyahat rehberleri yazarak sizi oraya götürüyor, katmanları gösteriyor ve hikayesini yaşamanızı sağlıyor. Son olarak şöyle diyor Demetrios:“Ve tam orada bulunduğunuz için, buçok gerçek oluyor… Sıcaklığı yüzünüzde hissediyorsunuz, rüzgar saçınızda, etrafta kertenkeleler dolaşıyor… Belki de mümkün olamayacağını bilseniz de, o kadar gerçek ki bunlar.”

Aynı projeyi burada Anadolumuzun kadınlarıyla hayal edebiliyorum ve Türkiye’de bir Kcymaexthaere projesiüzerine düşünmeküzere sözleşiyoruz.

Ayrıca, onun gerçekten Charles ve Ray Eames’in torunu olduğuna ikna oluyorum. Onların torunları başka nasıl olabilirdi ki?!

Mozaik’teki konferansı kaçırdık diye deüzülmeyin, Ted için hazırlanan videoyu seyredebilirsiniz. İstanbul’daki konferansla oldukça benzerdi…

Herkese güzel bir hafta diliyorum…

||||| 0 ! |||||

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*