Rampa’da İki Sergi

Cengiz Çekil
Temizlik Beziyle
14.09-26.10.2013

Cengiz Çekil’in 144 parçadan olan yeni işi, resim mecrasının kendi biçimsel dinamiklerini manipule ediyor; sanatçının işlerindeki önemli motiflerden biri olan tekrar, bu seride merkeze oturtuluyor. Sarı temizlik bezi, tuval, sicim, kanca kullanarak oluşturulmuş formun arka planındaki dantel ve boya, Çekil’in baştan kurguladığı renk ve şekilsel sistemleri içinde değişkenlik gösteriyor. Rampa’da ilk defa gösterilecek olan bu çalışmanın izini Çekil’in 1974 tarihli Saplantı işinde sürmek mümkün. Çekil, daha önce tek bir yerleştirmede ifade ettiği takıntıyı bu sefer defalarca tekrarlayarak ve el işçiliğini, otomatikleştirilmiş seri üretimi de barındırarak yeniden gündemine alıyor. Malzemesinin sıradanlığı ve evcilliği, kurduğu katı sistemler ve rakamlarla adeta mücadele ediyor. Sanatçı, konu edindiği kadının alanının acımasızlığını ve özerkliğini içselleştiriyor.

cengiz-cekil

Nilbar Güreş
Açık Telefon Kulübesi
14.09-26.10.2013

Nilbar Güreş’in ilk kez 2011′de Frieze Sanat Fuarı’nda gösterilen “Açık Telefon Kulübesi” isimli video ve fotoğraf yerleştirmesi, Türkiye’de ilk kez Rampa Galeri’nin, Şair Nedim Caddesi’nde yol üzerinde bulunan proje mekanında gösterilecek. Viyana/New York/İstanbul arasında yaşayan ve çalışan sanatçının pratiğinde, “Açık Telefon Kulübesi” son derece kilit bir noktada duruyor. Kişisel referanslardan koparak, güncel ‘toplumsal gerçekçi’ bir resme dönüşen bu çalışmanın ilham kaynakları, hala yol, su, telefon gibi altyapı eksikliğinden muzdarip, Bingöl’e bağlı Alevi-Kürt köylerinden birinde geçirilen zamanlardan, kazanılan gözlemlerden ve edinilen deneyimlerden oluşuyor. Pastoral bir atmosferin kavramsal bir zemin olarak işlediği fotoğraflarda, köyün gündelik hayatından koparılmış estetik çelişkiler, malzeme ve işlev açısından bakıldığında hayran kalınacak pratik uygulamalar ve şiirsel anlam boşlukları birleşiyor. Üç kanallı video yerleştirmesiyse, 1970’lerde çekilmiş telefon hattından geriye 80’lerde yaşanan çatışmalardan dolayı işlevsizleşmiş bir santral kalması sonucu ortaya çıkan ironik durumu çok kanallı bir bakışla açıyor. Hemen herkesin erişebildiği cep telefonlarını kullanmak için, ‘kapsama alanının’ dışındaki köylerinden tepelere, dağ yamaçlarına çıkan köylülerin portresine dönüşüyor. Video projeksiyonlarda, köy ahalisi dış dünyayla iletişim kurmak için köyü çevreleyen tepelerde çekim gücü yüksek olan bir nokta bulmaya çalışıyorlar; bir yukarı bir aşağı gidip gelerek, gündelik hayatın içindeki sıkıntılarını, bayramlaşma telaşlarını ya da yakınlarıyla dertleşme anlarını bizimle paylaşıyorlar. Bu açıdan, ekonomik dönüşüm, iletişim teknolojileri, sosyal devlet anlayışı ve vatandaşlık hakları gibi bağlamlar arasından çıkarak, bize bugüne dair net bir okuma yapma imkanı veren “Açık Telefon Kulübesi” değişen değerlerin ortasında durumu netleştiren bir lens gibi çalışıyor. Vatandaş ile müşteri arasındaki fark tam da burada ve şimdi nasıl açıklanır?

||||| 0 ! |||||

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*