‘Risk’te hiç kaybetmedim: Hakan Diniz

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde aldığı endüstri ürünleri tasarımı eğitiminin ardından, önce Helsinki’de Aalto Üniversitesi’nde sonra da Rhode Island School of Design’da master yaptı. Bu iki farklı ekolü, kendisine pek de yakın olmadıkları için tercih ettiğini söylüyor; çünkü ona göre iyi olduğu konuyu daha da güçlendirmektense, tercihi bilmediğini görmekten yana kullanmak daha doğru ve keyifli.

Hakan Diniz  Kimdir?

Mesleki olarak kendimi tasarımcı değil de taktikçi veya tahminci olarak ifade etmeyi tercih ederim. Sadece obje tasarlayan kişi olarak görmüyorum, kendimi. Geleceği öngören, uzun vadeyi önemseyen bir tahminci olduğuma inanıyorum.

Motivasyon için… 

Süreç. Her gün işinizi, gülerek, severek aşkla yapıp her anından keyif aldığınızda, sonuçta ne kazanacağınızın hayalini kurmaktan çok süreci sevdiğinizde başka bir motivasyon kaynağına gerek kalmıyor. Çalışmanın kendisi ödüldür zaten, süreci sevin yeter.

ODTÜ, sonra AaltoÜniversitesi, ardından da Rhode Island School of Design… Sizde neleri değiştirdi?

Gittiğim okullar farklı eğitimler sunuyordu. Bulunduğum okullar, aldığım eğitimler vizyonumu tabiki desteklemiştir. Ama en temelinde aldığım eğitimleri sindirebilen bir hamurum olduğunu da belirtmek isterim! Rhode Island School of Design (RISD), bir sanat okuluydu, işin yönetim, profesyonel hayat kısmına, kendi perspektiflerine uygun olarak, taraflı yaklaşıyorlar ve öncelik bir sanat yaklaşımı oluyor.

Önemli bir profesyonel, bir CEO ne kadar önemli işler yapmış olursa olsun, RISD’de eğitmen olarak kabul görmesi mümkün olamıyordu. Aldığım eğitimde de sanat her daim öndeydi. Yönetim, pazarlama gibi elementler hep destek unsuru olarak düşünülüyordu. Finlandiya’da ise bir çizgi dahi çizmeden, salt yönetim odaklı bir tasarım masteri yaptım. Iki ayrı ekolün taban tabana zıt bu perspektifleri bana, farklı bakış açıları kazandırdı.

Neden farklı iki ekolü tercih ettiniz?

O dönemdeki tasarım anlayışıma yakın olmamalrı, iki farklı ekolü benim icin cok uygun kıldı. Bu yeni bakış açıları ve tabi ki yeni metodolojiler tasarımcı olarak hem yetenek hem algı bazında beni bambaşka noktalara getirdi. Ben kendi güçlü olduğum yönümünüzerine master yapsaydım, güçlü kuvvetli olan taraflarımı güçlendirirdim; ama benim yaklaşımım bilmediğimi görmeyeçalışmak. At gözlüğünüçıkarmaya çabalamak. Sanat tarafı RIDS’den, yönetim ve iş odaklılık Finlandiya’dan…

Bu ay vizyona giren Battleship filminin oyunu da sizin elinizden çıktı… Ayrıca oyunun üreticisi Hasbro markasının Bop it-smash ve Risk Legacy’de sizin yer aldığınız ekibin ürünleri… Ençok ilginiziçeken hangisiydi?

Genel olarak ilgimi en cok ceken şey Hasbro oldu. Yaratıcılık, oyun, eğlence, tasarım, arkadaşlık, profesyonellik, gerçek kullanıcı analizleri, disiplinler arası iletişim, son derece köklü ve farklı bir inovasyon kültürü söz konusu. Şirket bu yüzden dünyadaçalışmak icin en iyi 100 yer arasında gösteriliyor. Çok şey ögrendim diyebilirim. Güzel olan, onlar da aynısını benim için söylüyor. ☺

Hasbro ile işbirliği nasıl başladı?

RISD’de eğitimim devam ederken, okul-firmalar ile ortak projeler gerçekleştiriyordu. Bu kapsamda, farklı dönemlerde stajyerler kabul ediyordu ve ben de o ekibin içerisinde olmayı istedim. Bir şekilde Hasbro’nun kapısından stajyer olarak girdim. Sonra da iş istediğim departmana geçiş yapmak oldu. Bunun için de biraz isteklilik ve cesaret yeterli oldu… Risk ve Risk Legacy’nin bulunduğu departmana, ‘Risk’te hiç kaybetmedim dedim. Kapılar açıldı…

Ne istiyorsun şu anda buralarda?

İşbirliği benim içinçok önemli! Tasarımcı takım oyuncusu olmak zorunda. Bu meslek bir ekip işi. Tasarımcı; araştırmacı, pazarlamacı, kullanıcı, üretici arasında bir uzlaştırıcıdır. Takım oyunu oynamak istiyorum, yeni meslektaşlarımla tanışmak istiyorum, bireysel ego güdümlü tasarımdan uzak, gerçek işbirliğine dayalı, sonucuyla süreciyle başarılı ürünler yaratmak istiyorum.

Sırada ne var?

Üretilmiş ürünlerimin hepsi yurtdışında satılıyor. İşin global kısmından büyük keyif alıyorum, ama artık ülkemde de artı değer üretmek istiyorum. Türkiye’nin üretim, dolayısıyla tasarım olarakçok yüksek potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum ve bu potansiyelin şekillenmesinde iz bırakmak ve tasarım ihracatı benim için sıradaki büyük hedef.

||||| 0 ! |||||

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*