Röportaj: Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Turgut

Sergi mekanı olarak Kemancı’yı seçmenizin sebebi nedir?

M.T. Kemancı, İstanbul’un, hatta Türkiye’nin en köklü Rock barı. Bu Rock fotoğraflarıyla ilgili bir sergi olacaksa Kemancı’dan başka bir yerde olması kaçınılmazdı bence.

Fotoğrafınıçekmekte zorlandığınız kişiler oldu mu?

M.T. Asla olmadı.

Roportaj-Fotograf-Sanatcisi-Mehmet-Turgut-2

Alice Cooper, Ozzy Osbourne, Metalica, Slayer gibi kişi ve grupların fotoğraflarınıçekmek nasıl bir duygu?

M.T. Aslında ilk başta garip bir duygu.Çünküçocukluğunuzdan beri dinlediğiniz müzisyenler bunlar. Onları karşınızda görmek, bir de fotoğrafınıçekmek, ilk başta algılayamadığınız bir durum. Sonra o fotoğrafları bilgisayarınıza aktarıp baktığınızda, onlarınüzerinde bir takım işlemler yaptığınızda ve bunu onların parçalarını dinleyerek yaptığınızda ne kadar şanslı olduğunuzu anlıyorsunuz.

PATRICIA_KAAS

Patricia Kass ile nasıl bağlantı kuruldu?

M.T. Patricia Kass Türkiye’ye geldiğinde sahibi olduğum 46 dergisi için röportaj yapmak istiyorduk. Patricia Kass’ı eskiden beriçok severim ve dinlerim. O’nun birkaç portresiniçekmek istediğimi söyledim, onlar da kabul ettiler. Sonraçalıştığımız fotoğrafları kendisine gönderdiğimizde Kass‘Ben bir best of albümçıkarıyorum ve bunu kapak yapmak istiyorum.’ Dedi. Ben de gururla dedim ve onlar da kapak yaptılar.

Genelde rock sanatçılarüzerine fotoğraflar ağırlıkta. Sizin de müzikle iç içe olmanız bu sanatçılarlaçekim esnasında ortak bir dil oluşturuyor mu?Çekimlerde kolaylık sağlıyor mu?

M.T. Tabi Rockçılarla daha rahatçalışıyorum. Aynı ideolojiye, aynı düşünce yapısına sahibiz ve aynı tarz yaşıyoruz o yüzden hiç zorlanmıyorum. Onlarla aynı cümleleri seviyoruz ve aynı dili konuşuyoruz.

‘Rock’n Frame’ sergisinde gözler bazı isimleri arıyor. Eksikler var sanki… Şebnem Ferah, Pentagram, Mor veÖtesi,Özlem Tekin gibi…

M.T. Yaptığım aslında sadece rockçıların fotoğraflarınıçekip onlardan sergi yapmaküzerine bir iş değil. Bu benim son 10 yıldaçalıştığım rock müzisyenlerinin fotoğrafları. Belki serginin ikinci ayağı Ankara’da olursa orada ekleme yapabilirim. Ama dediğim gibi bu fotoğraflar bu güne kadar yolumun kesiştiği kişilerdi o yüzden böyle ilerledi hikaye.

Ankara’da yeni bir sergi müjdesi verebilir miyiz buradan?

M.T. Olayın başlangıç noktası Ankara olduğu için orada da sergi olacak diye düşünüyorum.

Ankara demişken, orada büyüdünüz. 3 kuşak fotoğrafçı bir aileniz var. Böyle bir ortamda büyümek sizde nasıl bir etki yaptı? Olumlu ya da olumsuz yanları oldu mu?

M.T. Evet, Ben hiçbir zaman okuldançıkıp evime gitmedim. Babamın fotoğraf sütüdyosuna gittim ve orada büyüdüm. Aslında fotoğrafa bakış açısı olarakçok olumlu bir etkisi olduğunu söyleyemem. Başlarda fotoğraf hadisesi pek de enteresan gelmiyor. İşin kendi dilini yaratma kısmına geçtiğimde fotoğrafçekmek bana enteresan gelmeye başladı.

Sizce fotoğraf eğitimi almak gerekli mi?

M.T. Bir yerden başlamak için bu eğitim bence gerekli. Ama eğitimin ne kadar doğru verildiği tartışılır. Teknik fotoğrafçı yetiştirmek anlamında fotoğraf okullarınınçok büyük faydası olabilir. Eğitimdeki bir takım boşlukların da zamanla dolacağına inanıyorum.

Seçeceğiniz alanla mı ilgili?

M.T. Alanla ilgiliçünkü teknik fotoğrafçılıktan bahsediyorum. Ama fotoğraf sanatçısı denilen hadise bambaşka bir şey. Ben kesinlikle fotoğraf sanatçısı olduğumu iddia etmiyorum. Ama insanlar benim için böyle diyorlar. Demek ki ben ruhumla yapıyormuşum bu işi. Yaptığınız iş ile ruhun ikiz olmasıçok zor bir kombinasyon. Bu kombinasyon olduğu zaman işlerin şekli değişiyor. Ticari bir iş deçekseniz, kendiniz için deçekseniz acayip keyif alıyorsunuz.

Aileniz bu sıra dışı tarzınızı nasıl buluyor, Artık kabul ettiler mi sizce?

M.T. Bana söylemiyorlar ama kendi aralarında bence kabul etmişlerdir.

Babanızınçekmiş olduğuünlü kişileri siz de kendi tarzınızda tekrar fotoğraflamak ister miydiniz? Muaazzez Abacı, İzzet Altın Meşe’yi mesela…

M.T. Böyle bir şey için hiççaba sarfetmedim. Ama denk gelse enteresan olabilirdi.

Ankara’lı olmak İstanbul’da bir avantaj mı dezavantaj mı?

M.T. Ankara’lı olmak her yerde bir avantaj.Özellikle benim için! Neden avantaj?Çünkü İstanbul’a 30 yaşında geldim. 30 yaşına kadar, İstanbul’un o hızlı hayat ritminin içinde barındırdığı iyi kötü bir takım durumların hiç birine temas etmedim. Ankara’da erişkinliğimi tamamladım. Fotografik dilimi oluşturdum, bir erkek olarak askerliğimi yaptım, paramı kazanmaya başladım ve bir evlilik yaşadım. Yani bir erkeği olgunlaştıran her şeyi yaptım. O yüzden deçok rahat ayakta durabildim.

Roportaj-Fotograf-Sanatcisi-Mehmet-Turgut-4

İstanbul’a gelişinizle birlikte deçok hızlı bir yükseliş gösterdiniz. İnsan size dışarıdan baktığında havalı biri olarak düşünebiliyor. Amaçok sıradan ve mütevazisiniz. O sert kareleri bu yumuşak yüzlü adamınçektiğine insan inanamıyor. Böyle bir camiada bu şekilde kalabilmeyi nasıl başardınız?

M.T.Öncelikle orjinimi unutmadım. Nereden geldiğimi, bu işi nasıl yaptığımı unutmadım. Sert bir iş disiplininden ve esnaflıktan geliyorum. Bununçok etkisi olmalı. Bunun dışında insanın kalbiyle alakalı bir şey bu. Neyin doğru neyin yanlış olduğunuçok iyi biliyorum. Beni hiçbir şey havaya sokamaz. Ben tekrar o sıfır noktasına dönebilirim ve orada tekrar mutlu olmanın yolunu bulabilirim.

Egolardan arındırılmış diyebilir miyiz?

M.T. Yok, elbette, herkesin egoları vardır. Benim de egolarım var. Ama, egolarımı yaptığım işlerle yeteri kadar bastırıyorum. Yaniçektiğiniz bir fotoğrafın size verdiği haz sizin egolarınızı tatmin ediyor.

Peki nedir sizin fotoğraflarınızın sihiri? Tarzınızı biraz tanımlar mısınız?

M.T. Belki de fotoğraflarımın sihiri belirli bir tarzın olmamasından kaynaklanıyor. Tarzım yok ama bir fotoğraf dilim var diyebilirim. Bu dil de zaman içinde yaşadığım birtakım travmaların sonucunda oluştu. Duygusal bir adamım. Benim hayat grafiğime baktığınız zaman,çok inişlerim,çıkışlarım vardır. Bu inişler,çıkışlar, bugünkü Mehmet Turgut fotoğrafını ortayaçıkarttı.

Cem Yılmaz kapak fotoğrafı ile yayın hayatına başlayan 46 dergisinin hedefi ve kitlesi neydi? Şu an geldiği yerden memnun musunuz, hedefe ulaştı mı?

M.T. Bence ulaştı. 46’yı biz kendi aramızda bir oyun bahçesi olarak kurduk. 2 ayda bir istediğimiz her şeyiçekebileceğimiz bir platformdu. Ama şimdi 46’ya dışarıdan baktığımız zaman gayet iyi gidiyor. Bu kadar iyi gitmesi beni aslında fotografik olarak ilerletebilecek bir şey. Her sayı daha iyisini, farklısını yapmak benim içinçok büyük avantaj.

Kurgularınız kişiyi gördüğünüzde mi aklınıza geliyor yoksa kurguya göre kişi mi seçiyorsunuz?

M.T. Benim her zaman bir takım hikayelerim var. Belirlediğim hikayeyiçekmek istediğim de bir vücut formu var. Bu hikaye ve vücut formlarının karşılıkları bana denk geldiği zaman onlarla konuşup bu fotoğraflarıçekiyorum.

Bu fotoğrafların dışındaçekmeyi hayal ettiğinizözel bir isim?

M.T. Birçok isimleçalışmak istiyorum. Bunlar bir hayal değil. Hepsi zaman içerisinde gerçekleşecek ya da gerçekleşmiyecek.

Çalışmalarınızda kendinizi tekrar etmediğiniz gözlemleniyor. Size fotoğrafınıçektirmek isteyen sanatçılar için bu bir tercih sebebi mi?

M.T. Bir sanatçı ile ard arda 3 sene, 3 veya 4 albüm kapağıçektiğim zamanlar var. Bu tekrara düşmediğimin en büyük kanıtıdır. Ankara’daçektiğim sanat fotoğraflarının hepsini İstanbul’da ticari olan işlere uygulasam 2 hayat yaşarım. O kadarçok konseptçekmişim ki! Ama her zaman yenisinin peşindeyim.

Hep güzel poz vermeye alışmış bu insanları nasıl bir enerji ile rahatlatıyorsunuz ki içlerindeki diğer insan ortayaçıkıyor. Sihriniz ne?

M.T. Fotoğrafçı kostümü giymiyorum. Zaten ortada ego denilen bir şey yok ve karşı tarafınözellikleriyle dahaçok ilgileniyorum. Karşı tarafa ben bunuçektim, ben bu kadar iyi fotoğrafçıyım, ben buradayım diye bir duygu geçirirseniz, karşınızdaki kişi de size; ben de böyle bir albüm yaptım ya da filmde oynadım gibi bir duygu ile gelecektir. Kafamdakiniçekime gelmedenönce anlattığım için böyle bir durum ortadan kalkmış oluyor.

Kendinizi fotoğraf sanatının neresinde konumlandırıyorsunuz?

M.T. Hiçbir yerine konumlandırmıyorum. Zaten konumlandıracak olan izleyicidir.

Bu sergideçektiğiniz kişilerden ençok sizi heyecanlandıran etkileyen hangisi?

M.T. Fotoğrafçekmek benim için her zaman heyecanlı. Bu duvardaki 58 sanatçının herbirinin fotoğrafınıçekerken ayrı bir heyecan yaşadım. Ama, tabiçocukluğumdan beri dinlediğim Slayer, Ozzy Osbourne, Metalica, Alice Cooper gibi isimlerin karşısına geçip fotoğraflarınıçekmek ve böyle bir sergide insanlarla paylaşmanın yeri farklı oluyor.

Türkiye’de fotoğrafçılığın gelişmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

M.T. Türkiye’de fotoğrafçılıkçok iyi gidiyor. Sadece, bütün fotoğrafüreten ve fotoğrafçılık yapan gençlerin moda fotoğrafçısı olma merakı var. Bu meraklarını bir gün yenerlerse, o zaman buülkeçok daha iyi fotoğrafçılar yetiştirecek diye düşünüyorum.

Sizi kim gönderdi İstanbul’a? Birileri vesile oldu mu?

M.T. Beni ben gönderdim İstanbul’a. Yani Ankara’da yapılacak pek bir şey kalmamıştı, artık İstanbul’a gelmek gerekiyordu. Aslında birkaç kişi, birkaç durum vesile oldu diyebilirim… Benim İstanbul’a gelmeden ilk sergimi açmamda Osman Abi’nin (Ürper)çok desteği oldu. Fotografik gelişimimle ilgili kısımda da İbrahim Demirel büyük rol oynayanlardan birisidir.

Çok teşekkür ediyoruz…

||||| 0 ! |||||

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*