nezaket-ekici

Son Bakışta Aşk (Sonrası)

Son Bakışta Aşk (Sonrası) sergisi Berlin-kökenli Türk performans sanatçısı Nezaket Ekici’nin işlerinin bir retrospektifini sunuyor. Sergi, Shaheen Merali’nin küratörlüğünde, Ekici’nin son 13 yılda gerçekleştirdiği performanslarına ait videoları, görüntüleri ve fotoğrafları kapsıyor. Sanatçının ikonik Emotion in Motion performansını üç gün boyunca yeniden canlandıracağı sergi, Pi Artworks Londra galerisinin bir kısmını bütünüyle dönüşüme uğratmaya hazırlanıyor.

Berlin kökenli filozof Walter Benjamin, “son bakışta aşk” kavramına Charles Baudelaire’in Geçen Kadına [À une passante / To a Passer-By] adlı şiirinde rastladı. Şiir, büyük şehirlerin kalabalık caddelerinde gerçekleşen alelade karşılaşmaları ve başkalarıyla kurduğumuz bu anlık ilişkilerin – bir bakış, gözlerin birbirine kilitlendiği bir an – nasıl ilk görüşte olduğu kadar son bakışta da gerçekleştiğini incelemesi için, Benjamin’e bir katalizör olarak hizmet etti. Benjamin’in daha sonra tarif ettiği gibi “şehirli insanın zevki aşktır –ilk görüşte değil, son bakışta,” daha doğrusu “büyülenme anına denk gelen son vedadır.”

Dünya genelinde milyonlarca insan tarafından birlikte yaşamak, bir araya gelmek, çalışmak, alışveriş yapmak, seyahat etmek, görmek, sevmek ve nefret etmek için tercih edilen işte bu “şehirde yaşama” mefhumu koca bir hissiyat bileşimini oluşturuyor. Aşkı ve arzuyu kısacık anlarda tecrübe edip, bir sonraki duruma geçiyoruz; bir binanın girişindeki döner kapılardan geçmek gibi şehre özgü eylemlerde bir önceki karşılaşma anını unutuyoruz.

Ekici_Titel_Schlaraffenland_EmotioninMotion_Photoedition2004_fotobyRuedigerLubricht_2

Pi Artworks Londra, bu imgelerin izinde, Nezaket Ekici’nin (d.1970, Kırşehir) Londra’daki ilk solo sergisine ev sahipliği yapıyor. Dünya genelinde Londra kadar büyük, hareketli ve işlek az şehir vardır ve Ekici’nin performansları ne arzunun gösterenidir ne de yabancılaşmanın –onlar, bilakis birer süreçtir. Süre bakımından çoğunlukla yorucu sayılabilecek bu performanslar, sınırları aşacak bir vizyonu oluşturabilmek için mizaha, kuvvete ve tekrara başvururlar. Performansları izlemenin yorucu hale gelmeye başladığı zamanlarda, rastgele karşılaşmalar Ekici’nin “yaratıcı alanlar” diye adlandırdığı noktaya ulaşmasına olanak sağlar. Ekici, bunu “Bütün öğelerin eksiksiz sanat eserini oluşturmak için birbirine bağlandığı sanat eserini yaratmayı hedefliyorum,” diye açıklıyor. Stuttgart kökenli düşünür Andreas Dammertz’in yazdığı gibi, gerçekten de “Performans, muhtemelen çağımızın dünyanın hızını betimlemeyi başarabilen tek sanat biçimi. Performans sanatı an’a odaklanarak dünyanın günümüzdeki hızına erişebiliyor.”

Ekici’nin yaratıcı alanlarında büyüleyici anlar gün yüzüne çıkıyor –sırlar ortaya dökülüyor, parçalar açığa çıkıyor, fetişin katmanları ifşa ediliyor, abartılı hareketler kültürel mirası rahatsız ediyor. İçinde yaşadığımız itişmeli kakışmalı, hareketli ve giderek hızlanan şehir ortamında, ancak performatif alan aracılığıyla yaşamak adını verdiğimiz sürekli gelişmekte olan gerçeklikleri anlama fırsatını yakalayabiliyoruz. Performans, bize ilham perimizle duygusal bir bağ kuracağımız an’ı sunuyor, ilham perisi gözden kaybolsa bile –onu ve son bakışta aşkı geçip giderken görüyoruz. Ancak, işte o anın hatırası geçip gidenin yerine geçen bir ilham perisi olarak kalıyor.

Pi Artworks Londra’da sergilenecek Son Bakışta Aşk (Sonrası), Ekici’nin Emotion in Motion (2000), Blind (2007), Madonna (2008), Tube Dolomit (2009), Border Inside (2011), Human Cactus (2012) ve Disappear (2013) adlı işlerini de içeren 13 yılı aşkın süredir gerçekleştirdiği performanslarını videolar ve farklı boyutlardaki fotoğraflarla bir araya getiriyor. İlk olarak 2000’de sergilenen Emotion in Motion adlı performans, sanatçı tarafından Pi Artworks Londra galerisinde üç gün boyunca yeniden canlandırılacak. Performansın Milano’da (2002) dördüncü kez gerçekleştirildiği sırada kaydedilen görüntüleri de galeride sergileniyor olacak.

Ekici, bu performansı boyunca bir yaşam alanı yerleştirmesindeki tüm nesneleri ve aksesuarları öpücüklerle dolduruyor. Ruj izleri bir marazın tezahürü mü, yoksa Ekici’nin açığa çıkardığı tüketimin mi? Bu performans birçok anlam katmanını barındırıyor, ancak izleyiciyi asıl çarpan şey, normalde aşk veya selamlaşmayla ilişkilendirilen bir eylemin Ekici’nin bütün alanı dudak izleriyle kaplama gayreti sayesinde bitmeyen bir işkenceye dönüşmesi oluyor. Emotion in Motion, aşkın şiddetini ve bu şiddete yönelen evrensel ibadeti olduğu kadar bir acıyı da hatırlatan güçlü bir süreci resmediyor. Kırmızıya dönen duvarlar, mobilyalar, nesneler, hatta sanatçının kıyafetleri arzunun ölümünü kusursuz bir biçimde hatırlatırken, belki de (sadece belki) son bakışta aşktan hemen sonraki yeni başlangıca da işaret ediyor.

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Email
  • RSS
  • FriendFeed
  • Pinterest
||||| 0 ! |||||
HABERLER içinde , , etiketleriyle tarihinde tarafınadan gönderildi.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>