The House Hotel Bosphorus

Ev Emlak ve Kerten Private Equity ortaklığındaki The House Hotel Grup geçtiğimiz perşembe akşamı düzenlediği bir partiyle, Nişantaşı ve Galatasaray’dan sonra Ortaköy’de açtığı The House Hotel Bosphorus’uüçüncü halka olarak zincirine ekledi. Dünyanın en güzel manzaraları arasında kabul edilen İstanbul Boğazı’na 1800’lerin sonunda inşa edilen tarihi Simon Kalfa Binası’na konuşlandırılan otelin ençarpıcıözelliği; tarihi binanın, Osmanlı dönemindeki birçok sarayın ve Dolmabahçe Sarayı’nın mimarları olarakün kazanmış Balyan Ailesi’nin eseri olması. Buçarpıcı ve enönemliözelliğe bağlı kalarak yapılandırılan otelin tasarım yaklaşımı ise; tarihi bir binada saray hissi yaratılması fikrinden yolaçıkılarak, konforlu ve klasik izler taşıyan, modern ve lüks olarak kurgulanmış yaşamçizgileri ile Autoban Tasarım ekibine ait.

Autoban’ın damgasını taşıyan mermer, pirinç, meşe ve ceviz gibi malzemelerle donanmış olan en yeni ısmarlama tasarımların gözeçarptığı otelde atmosfer, büyüleyici. Tasarım ofisi bir kez daha eski ile yeniyi buluşturan başarılı dekorasyon formülüne sadık kalıyor ve lineer plan şemaları içinde dairesel formlar uygulayarak zıtlıklarınön planaçıktığı bir mekanı ortayaçıkarıyor. Mobilya ve aydınlatma elemanlarında kullanılan oval formların yanında zemin marküteri uygulamasında ve koridor hol ile misafir oda zemin halılarında görülenüç boyutlu küp deseni ve bunun yanında duvarları yükselten bezemeli dekoratif dokular; diğerçekici tasarım detaylarından.

Ziyaretçiler,özel tasarım ferforje bir kapıyla girişte zarifçe karşılandıktan sonra buranın arkasında bulunan resepsiyon ve karşısındaki bekleme alanına ulaşıyor. Otelin restoran-barı, spor ve masaj salonu, lounge alanı ve konferans salonu konuk yatak odalarıyla birlikte birinci katta toplanmış.Çevre bölgedeki tarihi binalardan esinlenerek 4 normal kat veçatı katına yayılmış toplamda 23 süite, oda numarası dışında bir deözel isim verilmiş. Oda kapı ve pencere doğramaları orijinaline uygun olarak renove edilerek binaya tekrar kazandırılmış. Banyo duvarlarında siyah damarlı carrara white mermeri kullanılmış. İstenildiğinde kapalı kullanılarak banyoyu odadan koparan ahşap jaluziler, cam duvarlar sayesinde mekana saydam bir görüntü vererek derinlik katıyor. Mobilya ve aydınlatma elemanları ağırlıklı olarak Autoban arşivinden kaynaklı olup, otelin tasarım anlayışına göre adapte yeniden adapte edilmiş.

Her katta 5 odası olan otelinçatı katında bulunan 3 teraslı süit oda hacim olarak normal kat odalarına oranla daha geniş tutulmuş. Jakuzi eklentisiyle bu süitler daha fazla konfor ve daha elit bir tecrübe arayanlar için ideal ortamı sunuyor.

Doğal ve yapay ışıkların oluşturduğu gölge efektleri, otele dinamik görüntüsünü kazandıran ve ambiyansını zenginleştiren güçlü detaylardan.Özel tasarım avizeler, şömine ve gizli aydınlatmalı gömme kitaplıklar; restoran ve lounge alanına samimi, sıcak bir hava katarken, ziyaretçilere İstanbul kaosundan kaçıp nefes alabilecekleri doğal ortamı yaratıyor.

Autobançizgilerine sahip binanın konumu ve vermiş olduğu hizmet kalitesi gibi kıstaslar gözönünde bulundurulduğunda, İstanbul’un“A Plus” konaklama merkezleri arasında yeni bir alternatif olarak yer alacağı düşünülen otelin ortaklarından, Ev Emlak Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Baltacıoğlu ve Kerten Private Equity Direktörü Gabriella Kindert; hızlı büyümeden dolayıçok mutlu olduklarını, İstanbul ve Türkiye’nin diğer şehirlerinde açacakları yeni otellerden sonra Londra, Frankfurt, Amsterdam gibi büyük şehirlerde de The House Hotel açarak dünya markası olma yolunda ilerleyeceklerini belirtirken, The House Hotel Bosphorus’un müdürü Bahar Karaca da; İstanbul’un tarihi açısından oldukçaönemli olan binalardan birini bu şekilde geri kazandırdıkları için mutlu olduğunu söylüyor.

||||| 0 ! |||||

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*