Truva Müzesi Mimari Proje Yarışması İkincilik Projesi

“Yerin altında bir şey inşa etmek elbette akıldışıdır” bakış açısıyla yolaçıkılan ve Mimar Ercan Ağırbaş’ın ekip liderliğinde tasarlanan Truva Müzesi projesi, insanoğlunun ilk meskeni kabul edilen sığınak olgusundan esinlenilerek oluşturulmuş. Truva Müzesi Mimari Proje yarışmasında ikincilik ve satın almaödüllerini kazanan,Mimar Ercan Ağırbaş ve ekibi Golden Horse’un hazırladığı, mimari proje raporunu sizlerle paylaşıyoruz.

9

Toprağa Gömmek
“Yerin altında bir şey inşa etmek elbette akıldışıdır”, böyle anlaşıldığında, bu girişim, akıl dışı olana bir nitelik kazandırma anlamına gelmektedir. Bu amaçla, toprağa gömme biçimindeki arketipik inşa tarzını kullanıyoruz. İnsanoğlunun ilk meskeni olan sığınak, burada bir deneyim alanı haline gelmektedir.

8

Bu mekân, düş ile gerçeklik arasındaki eşiği oluşturur. Gelgelelim arkeoloğun hem çalışmasını hem de buçalışma aracılığıyla geçmişi kavramaya çalıştığımızda, bu iki alan birbirinden net olarak ayrılır; pencereden dışarıya, bugüne baktığımızda simsiyah değil zeytin yeşili bir manzara görürüz.
Akıldışı olan da budur. Hedef tam da bu akıl dışılığı, bu şaşırtıcı durumu, yukarısı ile aşağısı, dün ile bugün, gerçek ile mitos arasındaki bir diyalog olarak sahnelemektir. Bu gerçek ile mitos arasında var olma durumu, kesin bir konumda bulunmaktan daha önemli hale gelir. Yukarıyı ne zaman terk ettim ve aşağısı ne zaman başladı? Işık, arkeoloğun hammaddesine, toprağa ulaşıncaya kadar yoğunluğu gittikçe azalarak, mekâna adımını attığı andan itibaren ziyaretçiye eşlik eder. Aşağıya inişte, yeraltındaki karanlığın karşısına güneşin renklerini koyuyoruz. Bu amaçla yapının bir tarafı yörede üretilen tuğlalarla tamamen kapalı, diğer tarafı tamamen açık, cam olarak tasarlanmıştır.

75

Hazırlık
Yapı malzemesi olarak kullanılan taşın sadeliğinin yanı sıra ışık ve bu ışığın yansımalarının ortayaçıkardığı minimalistçehre, tamamen Troya’ya odaklanılmasını sağlar. Ziyaretçi için sadelik, yeraltı ile ilişkisinde doğal bir algılama biçimi haline gelmelidir. Akılda kalan şey, karanlık bir“deliğin” içerisine girme duygusu değil, zaman ve mekânın içinden geçiş; düş ve mitos ile gerçek ve gerçeklik arasında kurulan denge olmalıdır.Çanakkale’den gelen ziyaretçiören yerine varmadan azönce durdurulup yerin altına girme edimiyle şimdiki zamandan kopartılacaktır. Bu bize göre Truva, İllion, Troia, Wilusa’ya yaklaşmanın en uygun yoludur.

4

3

Karakter
Sergileme konseptineçok fazla müdahale etmeksizin, müzeninçift dolamlı (iki kere dolanan) yapıda olmasınıöneriyoruz. 500 metrelik müze gezisinin sonunda (2×2πr> 2 x 3,14159 x 40m) müzenin başlangıç ve bitiş noktaları tamüstüste konumlanır. Bir dolamdan sonra, yani yarı yolda ziyaretçi başlangıç ve bitiş noktasının tam ortasında durmaktadır ve burada Homeros ile tanışır. Homeros ziyaretçiyi gerçeklikten kopararak Troya mitolojisine götürür. Mekâna yerleştirilen küp biçimli kilitlenebilir odalar mümkünse saydamdır. Böylelikle malzeme deposu veya laboratuvar gibi alanlar da sergileme alanı karakteri kazanır ve ziyaretçi, arkeologlarınçalışma süreçleri hakkında fikir edinebilir.

2

1

Kronolojik sıra, statik sistemin sarmaldan (spiralden) geçişini belirler. 24 taşıyıcı eleman müzeyi 24“zaman dilimine”, daha doğrusu günün 24 saatine böler. Böylece saat, gün, ay, binyıl, müzenin karakterine hem yapısal hem de sembolik olarak dahil edilmiş olur. Ziyaretçi avluüzerinden geçip düşünsel zaman atlamaları yapabilir ve buradaki doğrusal zaman akışını istediği anda kırabilir. Ziyaretçi nerede durursa dursun tüm müze görüş alanı içindedir. Zeytin ağaçlarının bulunduğu avlu onu her an şimdiki zamana geri döndürebilir. Müzeyiçevreleyen açık alan, binlerce yılöncesinde de bugünkündençok farklı değildi. Avlu bunun bir yansımasıdır.

Açık alan
Ağaçların sağladığı gölgelerden, tarlalardan denize kadar uzanan geniş manzaradan ve hafif yükseltilerinüzerinden esen rüzgârdan başka neye ihtiyaç var ki. Buradaki açık alan ziyaretçiyi keyifle zaman geçirmeye ve keşif yapmaya davet eder. Müze arazisiüzerinde bulunan arkeolojik kazı alanları yüzeyinüzerineçakılı gezi parkurunun kesişme noktalarını oluşturur. Bunlaraçocukların arkeoloji ile ilgili oyunlar oynayabilmesi için oluşturulmuş yeni alanlar eklenir. Kazı alanlarının“dolgu kalıpları” şeklinde kil, taş, ahşap ve toprak küpleri, ziyaretçiyeören yerine giden yolu gösterir.

Rüzgâr
“Rüzgâr Troya’ya zenginliği getirdi.” Bu alıntıyı müzedeki enerji yaklaşımının fikir babası olarak almak istiyoruz. Madem rüzgâr geçmişte kültürü burada bu kadar kalıcı olarak şekillendirdi, gelecekte de rüzgârın gücüne güvenerek ondan yararlanmamız mantıklı bir sonuç olur. Yakındaki bir yükseltiyiüç rüzgâr türbini için kullanarak mevcut rüzgârı elektrik enerjisine dönüştürmemiz ekolojik açıdan amaca uygundur. Buradaönemli olan, bu dinamiğin müzeden bakıldığında görünür kılınmasıdır.“Form follows energie” ilkesine bağlı olarak Anadolu’nun en eski medeniyetlerinden birinin bulunduğu yerde,çok bilinçli bir şekilde geleceği gösteren yenilikçi bir enerji kaynağını kullanıyoruz.
Yazın gerekli olan soğutma ve kışın gerekli olan ısıtma için Batı Anadolu’nun elverişli jeotermiközelliğinden yararlanılacaktır (bununla ilgili ayrıntılı bilgiler için bkz. tesisat raporu). Müze olağanüstü durumların (soğuk, sıcak, rüzgârsızlık) telafi edilebilmesi için yine de kamu elektrik şebekesine bağlı olacaktır.

ENERJİ
Enerji konsepti binanın ısıtma ve soğutma sistemlerinde enerji tasarrufu sağlamak,çevre ve doğa kirliliğini en aza indirmek, yenilenebilir enerji kaynaklarını devreye sokmak için tasarlanmıştır. Binanın bulunduğu zemine yeraltı sondajları yapılarak elde edilen enerji jeotermik santrale gönderilmektedir.
Binanın yakınına rüzgar yelkenleri yerleştirerek jeotermik santral için gereken elektrik enerjisiüretilmekte ve sisteme aktarılmaktadır. Soğutmayı ve ısıtmayı sağlayan ısıtma pompasıüniteleri modüler sistemle kurulu“freecooling” sistemiyle (yer altı enerjisi potansiyeli soğutucu olarak kullanılır)çalışan“2-store-system”inden (çift depo sistemi) oluşmaktadır.
Bu sistem ile kazanılabilecek enerjinin hesabını tam olarak yapmak için projenin ilerideki aşamalarında“Geothermal Response” metoduyla yeraltındaki potansiyeli tespit etmek gerekecektir. Kurulan sistem hem soğuk, hem sıcak suyu birbirinden ayrı şekilde iki hidrolikünitede her zaman kullanıma hazır tutmaktadır. Yapı bölümlerini (duvarları ve tavanları) aktive etmek ve bina merkezini havalandırmak için (soğuk ve sıcak) gerekli olan enerji hidrolikünite tesisatından kullanılabilmektedir.

Hızlıçalışan kalorifer ve soğutma sistemi,“dört boru hattı sistem”i olarak adlandırılan hidrolik santral sıcak ve soğuk su boru hatlarından oluşmaktadır. Oda sıcaklıklarının her odadan ayrı ayrı kontrol edilmesi sağlanmıştır. Binanın ihtiyacı olan ısıtma ve soğutma jeotermik santral aracılığı ileüretilmektedir. Katlardaki doğal havalandırma sistemi, ofislerin havalandırması kısmen pencereler vasıtasıyla yapılmakta ve temiz hava pencerelerin açılmasıyla birlikte mekana doğal sirkülasyon ile içeri alınmaktadır. Bütün alanın döşeme altındaki konvektör sistemi ile ısıtılması sağlanmıştır.

||||| 0 ! |||||

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*