Truva Yeniden Kuruluyor…

Yangınlar, savaşlar yıkımlar geçirmiş,üstüste defalarca inşa edilmiş, yağmalanmış, buluntularıçalınmış, neredeyse yok olmuş; efsanelerde, destanlarda yaşayan bir uygarlığa ve bir döneme pencere açmak amacıyla Yalın Mimarlık Ofisi tarafından tasarlanan Truva Müzesi Projesi, tarihi aydınlatmaya hazırlanıyor…

Geçtiğimiz aylarda sonuçlanan Truva Müzesi Mimari Proje yarışmasında birinciliködülü kazanan proje; algılanan dünyanınötesinde bir dünyayı, tarihi kökleri ve hikayeleriyle ziyaretçiye aktarmaküzerine kurgulanmış bir tasarım hikayesine sahip.Öyle ki, tarihte bir dönem varolmuş bir uygarlığa günümüzden bakarak, mimari bir yapınınötesinde bir his oluşturmayı hedefleyen yapıda; müzeyi gezmeye gelen misafirleri, müze havası dışında, kısmen ve bazen tamamen fiziki ortamdan kopararak o anı yaşıyormuş izlenimi vererek hikayenin içineçekmek ve tekrar fiziki dünyaya bağlamak yapıdaki enönemli kurgulardan biri.

Tüm destek işlevlerini yer altındaki tek bir kata toplayan, yeryüzünden algılanmayacak şekildeüzeri peyzaj ileörtülü olarak tasarlanan yapı; yeryüzündeki bir yarıktan topraküstüne doğru yükselen 32x32m boyutlarında kare planlı robust bir obje olarak algılanmaktadır. Atölyeler, depolar, giriş, işlikler, konferans salonları ve teknik hacimler bu kare planlı sergi yapısının etrafını saracak şekilde düzenlenmişlerdir. Sergi yapısının dört tarafında söz konusu destek işlevlerini ayıran ve bağlayan bir sirkülasyon bandı döner. Bu sirkülasyon bandı ziyaretçilerin sergi yapısını ve kısmen içeriğini başka aktiviteler sırasında da algılamalarını sağlar. Bu hali ile müze kompleksi, dışarıdan peyzaj içerisine oturtulmuş topraktaki bir yarıktan yükselen dev bir arkeolojik bulgu gibi algılanmaktadır.

Truva-Yeniden-Kuruluyor-7

Ziyaretçiler yapıya 12m genişliğinde bir rampadan aşağıya inerek girerler. İnerken ufuktaki yapıya doğru yaklaşırlar, peyzaj ve yeryüzü yavaşça kaybolur, geriye gökyüzü ve yapı kalır. Ziyaretçi içeri girdiğinde kendini bir sirkülasyon bandında bulur. Pas kırmızısı, toprak rengi sergi yapısı şeffafçatıdan yeryüzüne doğru yükselir. Paslanmış metal kaplı yapı, bu haliyle topraktançıkarılmış kırılmış testiler veçömlekler gibi birazçizilmiştir, bozulmuştur, kendineözgü dokusuyla ardında bir yaşanmışlık olduğunu hissettirir, bir geçmişi vardır. O döneme ait olmasa da malzemenin ve mimarinin geçmişi, günümüz ve gelecek arasındaki bağa dair bir şeyler söylediğini hissettirir.

Yapı kabuğuüç tarafından dönen rampayı bir gömlek gibi sarar, ziyaretçileri rampaya ve sergiye davet eder gibi zeminden 2,5 m yukarıda asılı durur. Zemin kattaki sirkülasyon bandı, dört tarafındaki destek işlevleri ile sarılmıştır. Konferans salonu, satış birimleri, işlikler, atölyeler, yönetim… Sirkülasyon bandından tüm işlevlere ve sergi yapısına ulaşmak mümkündür. Rampalar ile yavaşça yukarıçıkmaya başlandığında cephedeki yarıklardan coğrafya, tarlalar ve Troya kalıntıları görülür.Çatıya ulaşıldığında dev bir seyir terasınaçıkılır. Troya’nın uzak ve yakın geçmişi, bu topraklardaki yaşanmışlıklar ve yaşanabilecekler hayal edilir…

PROJE EKİBİ:
ÖMER SELÇUK BAZ (Mimar– UludağÜni.)
OKAN BAL (Şehir Plancısı– ODTÜ)
MELEK KILINÇ (Mimar– Mimar SinanÜniversitesi)
ECEÖZDÜR (Mimar– Mimar SinanÜniversitesi)
OZAN ELTER (Mimar– Mimar SinanÜniversitesi)
Hazırlayan Mustafa Onur Akın

||||| 0 ! |||||

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*