21. Yüzyılın Malzemesi: Alüminyum

Ülkemizde 4 milyar dolarlık cirosuyla en önemli sanayi kollarından biri haline gelen alüminyum, yüzde 100 geri dönüştürülebilir özelliği, enerji verimliliği ve çevreci avantajlarıyla inşaat sektöründeki yerini pekiştiriyor.

Yaşı 40’ın üstünde olanlar, alüminyumu ev eşyası olarak bilir. Çelik yaygınlaşmadan önce, alüminyum tencereler, tavalarla yapardık yemeklerimizi. Oysa o yıllarda da alüminyum, inşaattan uçak sanayisine kadar pek çok alanda kullanılan bir malzemeydi. Alüminyumun yaşamımızın değişik alanlarında bu denli yer alması, doğada bol miktarda bulunmasından kaynaklanıyor. Bir metal olan alüminyum, yeryüzünde oksijen ve silisyumdan sonra en çok bulunan üçüncü element aynı zamanda.

aluminyum_sektoru_

Alüminyum pek çok sektörün vazgeçilmez yapı taşı

Alüminyum, dünya ekonomisinde çok önemli bir yere sahip. Bakırdan daha ucuz olması, daha çok bulunması, işlenmesinin kolay ve yumuşak olması nedeniyle pek çok sektörde kullanılan alüminyum, günlük hayatta her zaman karşımıza çıkan bir metal. Sanayide alüminyumun tercih edilmesinin en büyük nedenleri arasında hafifliği, mukavemeti, ömrünün uzunluğu, dış etkenlere ve değişik iklim şartlarına karşı dayanıklılığı, kolay şekillendirilebilmesi, düşük bakım maliyeti, renklendirilebilmesi ve teknolojik açıdan ürün çeşitliliği, geri dönüşüm özelliği, korozyon dayanımı, elektrik-ısı iletkenliği gibi özelliklere sahip olması başta geliyor. Kolay soğuyup ısıyı emen bir metal olması nedeniyle soğutma sanayinde geniş bir yer bulan alüminyum, başta uzay, havacılık, otomotiv sanayileri için vazgeçilmez malzeme. Hafiflik özelliğiyle inşaat sektöründe, hafiflik esas olan araçların yapımında (uçak, bisiklet vb.), iletkenlik özelliğiyle elektrik-elektronik araçların yapımında, yüksek dayanıklılık/ağırlık oranı sayesinde cephe kaplamalarında, parlak ve şık görüntüsüyle dekoratif amaçlı süs ve ev eşyaları yapımında, ambalaj sanayi gibi değişik alanlarda kullanılan alüminyum, yeni teknolojilerin de etkisiyle 21. yüzyılın metali olarak görülüyor.

Çelikten sonra en çok tüketilen malzeme

Alüminyum ülkemizde çelikten sonra en çok tüketilen malzeme. Buna karşın gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında kısa bir geçmişe sahip. Türkiye, alüminyum ile 1950’li yıllarda tanıştı ve alüminyum uygulamaları, 20. yüzyılın ikinci yarısında, bina doğramaları, mutfak eşyaları ve elektrik enerjisi naklinde kullanılan iletkenlerin yapımı ile başladı. 1956 yılında, çok küçük ve az sayıdaki atölyede, 100 ton kadar alüminyum işlendiği söyleniyor. 1960’lardan itibaren, özellikle dayanıklı tüketim mallarının üretimine başlanması ve otomotiv sektöründeki gelişmeler, alüminyum talebini artırdı.

aluminyum_sektoru_display

1967’de, birincil ham alüminyumun üretildiği tek tesis olan Eti Alüminyum A.Ş.’nin Seydişehir Alüminyum Tesisleri ile Türkiye’de alüminyum üretimine başlandı. Hammaddenin (boksit madeni) yurtiçinde üretilmesine başlanması, 1970’li yıllarda sektör için en büyük gelişme oldu. Bu durum, özellikle küçük boyutlu işletmelerin hızla kurulmasını teşvik etti. 1980’li yıllar sektörün teknolojik gelişimi ve kapasite artışının simgelendiği dönemler oldu. Ancak Seydişehir Alüminyum Tesislerinin sıvı alüminyum üretiminde tek kuruluş olması ve kapasitesinin artan yurtiçi talebi karşılayamaması nedeniyle 1985 yılından itibaren ithalat yapılmaya başlandı.

1990’lı yıllarla birlikte Türkiye’deki alüminyum kullanım alanları artmaya devam etti. Ayrıca bu dönemde sektör ihracata yönelmeye de başladı. Sektörün örgütü olan ve 1971’de kurulan Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği de (TALSAD) 1992’de Avrupa Alüminyum Birliği’ne üye oldu. Bugün sektörün değişik alanlarında faaliyet gösteren 1.500’ü aşkın firma bulunuyor ve 30 binden fazla kişi istihdam ediliyor.

4 milyar dolarlık sektör

Türkiye alüminyum sektörü, 4 milyar dolara yakın iş hacmiyle, en önemli sanayi kollarından biri. Son yıllarda özellikle hadde ve ekstrüzyon ürünlerinde yapılan yeni yatırımlar sayesinde, dünya pazarlarında rekabet edebilir ölçekte kapasitelere ulaşan sektör, ihracatta da önemli aşamalar kaydetti. Türkiye’de alüminyum sektöründe faaliyet gösteren firmaların toplam üretim kapasitelerinin 1,4 milyon ton civarında olduğu tahmin ediliyor. Ancak sektörde yaklaşık 400 bin ton atıl kapasite olduğu düşünülüyor ve bu atıl kapasitenin aşılması için ihracatın artırılması gerekiyor. 2007 yılında kapasite kullanım oranı, özellikle ekstrüzyon ve yassı alüminyum üretimine yönelik yeni yatırımlarla, yüzde 83 seviyesine ulaşmıştı. 2008 yılında başlayan küresel ekonomik krizle kapasite kullanım oranı yüzde 60 seviyelerine düştü. 2009 yılında küresel krizin etkilerini kendi çabalarıyla aşan sektör, 2010 yılı başından itibaren çok çabuk toparlandı ve tekrar yükselişe geçti.

Sektörde iç tüketim de artarak yükseliyor. 2006 yılında Türkiye’nin 446.263 ton olan iç tüketim rakamı, 2007 yılında 526 bin tona, 2008 yılında 556,7 tona ulaştı. 2008 yılında azalarak da olsa devam eden iç tüketim, 2009 yılında küresel krizin etkisiyle 505,9 tona geriledi. 2010 yılında ise yüzde 31,8 oranında artarak, 666,7 tona yükseldi. Bu oranlar, sektörün genel ekonomiden daha hızlı büyüdüğünün de göstergesi. Dünya Bankası ve TALSAD verilerine göre 2004-2012 arasında GSYİH yıllık ortalama yüzde 4,4 büyürken, alüminyum tüketimi bunun 1-2 puan üzerine çıktı. 2009-2012 arasında büyüme hızlandı ve alüminyum ekstrüzyon ve yassı ürünler tüketimi her yıl ortalama yüzde 15-16 oranında büyüdü. 2014’te nispeten yavaşlama görülmesine karşın büyük bir olumsuzluk beklenmiyor. Her yıl ortalama yüzde 6-10 arasında büyüme hedefleyen sektörde, ekonominin istikrarlı seyri ve başta otomotiv, beyaz eşya, inşaat sektörlerinin gelişimiyle, beklenen hedefe ulaşılabileceği öngörülüyor.

Kentsel dönüşüm, alüminyum tüketimini de artırıyor

Dünya genelinde tüketilen alüminyumun yüzde 23’ünün inşaat sektöründe kullanıldığı tahmin ediliyor. İnşaat, Türkiye alüminyum sektörünün geleceği için de önemli mecra. Bugün ortalama 5 kg civarında olan kişi başına alüminyum kullanımının, gelişmiş ülkelerdeki 25-30 kg düzeylerine yükselmesi, biraz da inşaat sektörüne bağlı. Bu nedenle başta kentsel dönüşüm olmak üzere inşaat sektöründeki gelişme, alüminyum sektörünü yakından ilgilendiriyor.

Ancak inşaat sektöründe konut ağırlıklı büyümenin, alüminyum ekstrüzyon sektörüne doğru orantılı yansımadığı ileri sürülüyor. Bunun en önemli nedeni olarak da, konutlardaki alüminyum ürünlerine alternatif PVC ürünlerin, daha düşük fiyat nedeniyle tercih edilmesi gösteriliyor. Alüminyumun inşaat sektöründe kullanımı ile ilgili en önemli sorunlar arasında; inşaat şirketleri ve tüketicilerin alüminyumun avantajları konusunda tam olarak bilgili olmamaları, mevcut yapı yönetmeliklerinin tam olarak uygulanmaması, maliyet hesabında alüminyumun uzun ömrünün ve yüksek hurda değerinin hesaba katılmaması bulunuyor. Oysa maliyet hesabı yaparken, ülkemizin ve dünyanın geleceğini de düşünmek gerekiyor. Kullanım ömrü dolmasına rağmen defalarca ekonomiye yeniden kazandırılabilen alüminyumun tercih edilmesi, enerji tüketiminin azaltılması ve çevrenin korunması anlamına da geliyor çünkü.

TOKİ  ÖZEL HABER

||||| 0 ! |||||

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*