Asya’nın incisi Pearl Lam İstanbul’da!

‘Art International İstanbul’ 26 Eylül- 28 Eylül 2014

Asya Kıtası’nın önde gelen sanat galerilerinin sahibesi Pearl Lam, Eylül ayında İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek olan ‘Art International İstanbul’ için ülkemize geliyor. Hong Kong, Şangay ve Singapur merkezli bu galeriler, bu güne dek dünyanın değişik ülkelerinden ünlü tasarımcıların eserlerini sergilemesiyle biliniyor.

Fotograf, William Louey Pearl Lam
Fotograf – William Louey

Renkler dünyasının en güçlü ve iddialı kadınlarından biri sayılan Lam, 1993 yılından bu yana önceliği Çinli sanatçıların yapıtlarına vererek Uzakdoğu’nun gizemini tüm dünyaya tanıtmış. Bu sebepledir ki, ‘Pearl Lam’ adı Çin ve Batı arasındaki kültürel gelişimin mimarları arasında geçmekte.

Ünlü küratör bu defa Türk sanat severlerle buluşmaya hazırlanırken Türkiye’ye ön ziyaretinde buluşup, güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Art International İstanbul öncesi Pearl Lam’ı biraz daha yakından tanıtma fırsatı bulmuş olduk.

Yasemin Semercioğlu: Nasıl bir çevrede, nasıl bir dünyaya doğdunuz?

Pearl Lam: Şanslıyım ki, zengin bir ailenin evladı olarak geldim dünyaya. Ailemin iş alanı oteller ve bankacılıktı ve ben dilediğim gibi yaşadım.

YS: Sanatı seçerken karar vermenizi tetikleyen, sizi etkileyen bir sanatçı ya da bir olay oldu mu?

PL: Tam olarak şu ressam veya tasarımcı diyemem ama tüm çocukluğum boyunca evimizin duvarlarına asılan seçkin tablolarla büyüdüm ben. Bu konuda annem çok meraklıydı, eski ve çağdaş resmi yakından takip ederdi.

YS: Profesyonel olarak bu mesleğe başlarken, aklınızdan geçenleri ve planlamanızı hayata geçirebildiniz mi?

PL:1993 yılında Hong Kong’da ilk sergimi açtığımda artık ne istediğimi tam anlamıyla biliyordum. Bu, eskiyle- yeni ve doğuyla – batının sanat tarzlarının bir karması olmalıydı. Nitekim sergimiz bu türden tasarıma yönelik kendine özgü bir gösterim olmuştu.

YS: Çin’de bir sanat galerisi geleneği yokken sizdeki nasıl bir cesaretti? Başarısız olmaktan hiç korkmadınız mı?

PL: Korkmadım ama bu durum, ‘zengin aile kızı’nın kendine güveninden çok, yakın gelecekte Çin’in sanat alanında önemli bir merkez olacağını bilmemden kaynaklanıyordu. Bir tür öngörü.

YS: Meslekte geldiğiniz noktada ülkeniz sanatı için farklı olarak ne katkı yaptınız?

PL: Kısaca ‘Çin sanatında Kontrastlar Zincirinin kurucusu olmak’ diyebilirim. Bunu da, kendi folklorik özümüzü ve geleneğimizi koruyarak, batının çarpıcı çizgisini kucaklayan yeni bir form ve yeni görsel bir dil oluşturarak yarattığımıza inanıyorum. Bu aynı zamanda Çin Çağdaş sanatının da tanımıdır. Bir tür ‘dönüşüm hareketi!’

Pearl Lam Fotograf - William Louey Pearl Lam
Fotograf – William Louey

YS: Çin Sanatı deyince ne anlamalıyız?

PL: Elbette kaçınılmaz olan Batı sanatı etkilerinin diğer ülkelerde olduğu gibi bizde de etkin olması. Tabi ki bu Çin bunu kendine has desen ve rengi üzerine inşa ediliyor. Ve ortaya Batı esintili ve yorumu katılmış yeni bir tarz çıkıyor. Bir de şu var; ‘Batı esintisi’ diyerek bir şey yapamazsınız. Önce o kültürün ve geleneğin tüm inceliklerine vakfı olmanız gerekir.

YS: Dünya resim sanatının gidişatına bakınca, en çok sizi ne korkutur?

PL: Diğer alanlarda olduğu gibi ‘kopyacılık’ ve böylece tek tip bir tarz ve sadece ticari amaçla üretilmiş sanat eserleri…

YS: Bir eserin para karşılığı satılması, daha doğrusu değerinin bir meta ile belirlenmesi, sizin gibi bu işe gönül vermiş birinin canını sıkıyor mu?

PL: Hem de nasıl? Çünkü sanat eseri ticareti yapılsın diye yaratılıp ortaya konmaz, tam tersi sanata ve kültüre katkısı nedir diye bakılır?

YS: Eylül ayındaki Art International Fuarı’na nasıl bir kadroyla geliyorsunuz?

PL: Özellikle Türk Sanatseverlerinin fazlasıyla ilgi göstereceklerine inandığım Çinli sanatçılar olacak. Her biri ayırt edici görsel bir dil geliştirdiğine inandığım Li Tianbing, abstract tarzın ustalarından Zhu Jinshi, yine bizim oralardan Japon enstalasyoncu Sayaka Ishizuka ve Çin Çağdaş sanatının en önemli isimlerinden biri olan Su Xiaobai…

YS: Bu tasarımcıların yanı sıra, diğer ülkelerden de sanatçınız var bildiğim kadarıyla…

PL: Abstract sanatçısı İspanyol Loreta Benito Franco var ve yerleştirme sanatında dünyaca ünlü iki isim; Portakizli Joana Vasconcelos ve Porto Rikolu sanatçı Carlos Rolan.

YS: Eylül’de geldiğinizde bizim çağdaş sanatçılarımız size gelse nasıl karşılarsınız?

PL: Çok mutlu olurum tabi ki! Beklerim ayrıca… Mehmet Ali Uysal’ın Eylül ayında, Şanghay’da bir sergi açması için ön ayak oldum.

YS: Bu güne dek diğerlerinden ayrı tuttuğunuz ressam kimdir?

PL: Kesinlikle Leonardo Da Vinci! Yapıtlarının yanı sıra bir mühendis olarak da müthiş bir beyin. Hayranlık duymamak elde değil

YS: Peki onca Batılı başkent dururken neden Türkiye?

PL: Öncelikle Çin ve halkını geçmiş tarihlerine bakarak yakın buluyorum. Bir de fark ettim ki Türkiye ‘Çin sanatını’ tanımıyor. Hoş bizim de sizin sanatınızı bildiğimiz söylenemez. Bir tür kültür alışverişi olsun istedim. Ayrıca ülkeniz Doğu ile Batı kültürünü birleştiren ve harmanlayan bir coğrafi yapıya sahip. Yani bu tam anlamıyla benim sanat anlayışım.

YS: Peki Türk Sanatı’ndaki en büyük eksiklik nedir sizce?

PL: Eski eserlerinize sahip çıkamamak, tıpkı bizde olduğu gibi. Bir de bu muhteşem köklü geçmişi bu günün çağdaş anlayışıyla harmanlamanız gerekiyor.

YS: Türkiye’de çıkan ‘Art International Fuarı’ haberlerinde ilk sırada sizin adınız var. Nasıl bir duygu veriyor size?

PL: Anlaşılmış olmak ve önemsenmek güzel bir his… Bunun için teşekkür ederim gazeteci arkadaşlarınıza.

Kendisine bu güzel sohbet için teşekkür ediyoruz ve 26 Eylül’ü merakla bekliyoruz.

Bu keyifli röportaj’ın altına eklemek istediğim birkaç dip not daha var;

Sohbetlerimiz sırasında öğrendiğimiz kadarıyla Pearl Lam, üç ayrı şehirde üç muhteşem eviyle de ünlü. Londra’daki evi özellikle dekorasyonu açısından bir numara. Bu bir apartman dairesi ve Lam’in annesi tarafından yeniden tasarladığı lüks binalardan birinde bulunuyor. Şangay’daki evinde özel eğlenceler için tasarlanmış dev bir masa bulunuyor tam 66 kişilik! Verdiği davetlerle ünlü olduğunu da kabul ediyor. Ama her zaman şöhretli insanları çağırmazmış. Hangi çevreden olursa olsun züppelikten hoşlanmaz, ‘söyleyecek şeyi olanları’ severmiş ünlü küratörümüz.

Bir de Çinli olduğumu ilk Şangay’da farkına varmış! “Daha önce Çin mobilyalarında sadece babaannem otururmuş gibi gelirdi” diyor. Sonra onların aslında ne kadar müthiş, değerli ve gizemli olduğunu fark etmiş. Bu yüzden evlerinde doğu- batı geçişini yakalamış 1940 etkisinde mobilyalar bulunuyormuş. Süslemeler ise, tavus kuşu ve deve tüyü gibi egzotik malzemelerden oluşuyormuş. Oturma odası mücevher kutusu gibi, parlak kaplı duvarlarıyla masal gibi bir ortammış. Derin aynalar kullanılmış bazı yerlerde… Bu yüzden de pek standartlara uymuyormuş tabi ki. Kendisini bu yüzden ‘çağdaş bir antiksever’ diye tarif ediyor ve asla başka bir ambiyansta yaşayamayacağını belirtiyor.

Pearl Lam, sanatçıları ile ismini ve Art International İstanbul’u bir kez daha unutulmaz kılacak…

||||| 0 ! |||||

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*