Nihal Martlı C.A.M. Galeri’ deki Beşinci Kişisel Sergisi; I Walk the Line

Nihal Martlı | “I Walk the Line”
2- 25 Mayıs 2014
C.A.M. Galeri

Nihal Martlı C.A.M. Galeri’ deki beşinci kişisel sergisinde resimsel yolculuğu boyunca ele aldığı kadın karakterlerini yeni bir algıyla yorumluyor.

Eserlerinde genelde bir kadın kahramanı, ruh halini yansıtacak bir atmosferde ya da boşlukta anlam örüntüleriyle betimleyen sanatçı, bu sergide yer alan resimlerde ise, hep aradığı derin anlamın kontrastını oluşturacak bir yapı, bir tür duygudan sıyrılma, apathy* arayışına girerek, yıllardır resimlerinin ana konusunu teşkil eden ‘kadın’ı idealize ediyor.

Bujiler Meme Yapmış, oil on canvas, 60x60cm, 2014
Bujiler Meme Yapmış, oil on canvas, 60x60cm, 2014

Willendorf Venüsü ile aramızdaki otuzbin yıl boyunca sanatçıların tercih ettiği bir konu olan kadın bedeni, 19. yüzyılın son on yılından itibaren feminenliğin kaynağının, çekiciliğin ve erotizmin, döneminin zevkine uyarlanmış sembolü olarak betimlenmiştir. Söz konusu kadın temsillerini sıklıkla resimlerine taşıyan Nihal Martlı da yeni işlerinde bir tür renklilik arayışına ve yarattığı kadın kahramanları idealize etmeye yöneliyor. Kişisel mitolojilerini “ideal” bir kadın portresini betimleyen, her şeyden özgürleşmiş seksi ama namuslu; bayağı olmadan kışkırtan Pin-up kadını ruhuyla bağdaştırıyor.

Fıstıklar fıstıklı dondurma yer, oil on canvas, 100x90 cm, 2014
Fıstıklar fıstıklı dondurma yer, oil on canvas, 100×90 cm, 2014

Zaman zaman Sanat Tarihiyle ve geçmişteki üretimleriyle diyaloğa giren sanatçının işlerinde, mekana ya da ruh haline işaret eden benzer motiflerin (hayvan figürleri, eski model araba, banyo küveti gibi) yıllar içerisinde degişerek kendilerini göstermeleri söz konusu.

Bir önceki sergisi “Romantique” de, Belle Époque’a ve romantizmin büyüsüne göz kırpan sanatçı yeni sergisinde, insan figürlerine eşlik eden bitki, hayvan, natürmort ve nostaljik obje temsilleriyle izleyiciyi 1930’lar ver 70’ler arasındaki renkli döneme götürüyor.

* Apathy sözcüğü , duygu, acı anlamına gelen pathos sözcüğünün başına olumsuzluk anlamı katan a’nın getirilmesiyle üretilmiştir. May’e göre duygusuzluk dünyanın baskısı altında kişinin içe dönmek zorunda kalmasıyla gündeme gelir. Bununla birlikte, duygusuzluğu modern çağda yaşamanın zorunlu sonucu olarak görüp, bu durumu trajik bir paradoks olarak niteler : “Bir çeşit duygusuzlukla kendimizi korumalıyız,” der. Duygusuzluk bir havlu atma, es koyma, geçici bir pes etme gibi görüldüğünde, “insan en büyük iflası içinde tekrar bir şey yapabilecek duruma gelene kadar kişiliği koruyan bir mucizedir” . (Rollo May, Yaratma Cesareti, 1975)

||||| 0 ! |||||

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*