Nivo’dan Yeşil Bina Hareketi

Uluslararası derecelendirme sistemleri içerisinde dünyada en yaygın olarak kullanılan LEED Gold sertifika adayı Nivo İstanbul ve Nivo Ataköy, çevreci yapısıyla dikkat çekiyor. Çevre dostu binalarıyla yüzde 30 enerji tasarrufu sağlayan ve gelişmiş sosyal üniteleriyle ön plana çıkan Nivo projeleri yatırımcısına kazandırmaya devam ediyor.

İstanbul’un cazibe merkezi lokasyonlarında yer alan Nivo İstanbul ve Nivo Ataköy, İstanbulluların geleceğini de düşünerek “Yeşil Bina” olarak yükseliyor. Nivo projeleri, tasarım aşamasından itibaren doğal kaynakları en verimli şekilde kullanacak şekilde planlanıyor.

Arazi seçiminden itibaren sürecin başladığını ifade eden Cathay Group Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Tuğsuz, “2008 yılında USGBC tarafından yapılan istatistiklerde sürdürülebilir kriterlerle tasarlanıp inşa edilen binaların diğerlerine kıyasla bina kullanıcıların sağlığı ve mutluluğundaki olumlu gelişmelerde yüzde 76 pozitif etkili olduğu belirtiliyor. Türkiye, enerjisinin yüzde 40’ını binalarda harcıyor. Sadece ısı yalıtımıyla bile ülkemizin enerji faturasını yüzde 15 azaltabiliriz. Biz de bu noktadan hareketle Nivo markamızı hayata geçirirken sadece İstanbul’a değil Türkiye’ye bir değer yaratmayı amaçladık. Çevre dostu binalarımızla yüzde 30 su ve enerji tasarrufu sağlıyoruz. Sosyal donatılar kadar çevresel sürdürülebilirliğin de önemli olduğunu düşünerek sürdürülebilirlik çalışmalarımıza arazi seçiminden itibaren başladık. Arazi planlamasını ulaşım noktalarına yakınlık ve araziyi doğal kaynakları en etkili şekilde kullanacak biçimde yaptık. Enerji tüketimini minimize etmek adına optimum güneş ışığından faydalanacak şekilde bina yönümüzü belirledik. Malzeme seçiminde çevreye duyarlı seçimler yaptık. Yağmur suyunu dahi nasıl değerlendirebileceğimizi düşünerek hareket ettik” dedi.

Mahmut Tuğsuz: Eski binalarda mimari sorunlar var

Değişik coğrafi koşullar, değişik kültür çevreleri içinde, uzun zaman aralığında oluşan mimari kültürümüzün göçebe yaşamın etkileriyle şekillendiğini dile getiren Tuğsuz, “Özellikle 20 yaşını aşmış binalarda mühendislik konusunda tatminkar sonuçlar bulunurken gün ışığını değerlendirme, çevreye duyarlılık konularında büyük eksiklik olduğunu görüyoruz. Günümüz teknolojisinin ulaştığı nokta esas alındığında artık çevresel sürdürülebilirlik bir külfet olmaktan çıkıp bir mecburiyet haline gelmiş durumda. Biz de eski binalarda yaşanan bu mimari sorunları bertaraf etmek, sektörümüze ilham vermek için çalışmalarımızı bu yönde gerçekleştiriyoruz. Uluslararası derecelendirme sistemleri içerisinde dünyada en yaygın olarak kullanılan Leed Gold sertifikası da bunun bir yansımadır. Leed Gold ile binalarımızın sürdürülebilir tasarım, inşaat ve işletme kriterlerine göre yapıldığını belgelemiş olacağız. Hepimiz dünyamızı bize kalan değil çocuklarımıza bırakacağımız miras olarak görmeli ve tüm adımlarımızı bu doğrultuda atmalıyız” dedi.

||||| 0 ! |||||

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*